Site Rengi

DOLAR 5,9125
EURO 6,5206
ALTIN 283,8
BIST 93.981
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Sisli

Varlık Vergisiyle hangi sınıf ve tabakaların vergilendirilmesi amaçlanmıştır?

08.05.2019
95
A+
A-

Uygulama ile yasadan beklenilen amaçlar gerçekleştirilebilmiş midir?

1942 yılında yürürlüğe giren Varlık Vergisi, savaştan doğan aşırı karların devlete aktarılması amaçlamaktaydı. Vergi ve hukuk kurallarına uygun düşmeyen ve ilk bakışta egemen güçlere karşı çıkarılmış gibi gözüken yasanın uygulanması, beklenilen amaçlan gerçekleştirememiştir. Yasanın gerekçesine göre, bu vergi; «ekonomik koşulların darlığından doğan güçlükleri istismar ederek, yüksek karlar elde ettikleri halde, gelirleri ile orantılı vergi ödemeyenleri hedef almakta ve olağan üstü koşulların gerektirdiği fedakarlığa bunların da katkısını sağlamayı amaçlamaktadır. Yükümlülerin mali güçlerini, halk temsilcilerinden oluşan bir komisyon kararlaştıracaktır.» Yasa, bir kez olmak üzere alınacak vergiyi, hangi sınıfların ödeyeceğini şu şekilde saptamaktadır: a) Kazanç ve buhran vergisi yükümlüleri, b) Büyük çiftçiler, (kimlerin bu bölüme girdiğine komisyon karar verecektir.) c) Binaların gayri safi geliri 2500 liradan ve arsaların vergide kayıtlı kıymetleri 5000 liradan yüksek olup, bu miktarın düşülmesinden sonra geri kalan gelir ve kıymetlerle vergiyi ödeyebileceği komisyonlarca kararlaştırılanlar, d) 1939’dan beri kazanç ve buhran vergilerine tabi bir işle uğraştığı halde, yasanın yayınlanması tarihinden itibaren işini terk, devir ve tasfiye etmiş olanlar, e) Meslekleri tacir, komisyoncu, tellal, simsar olmadığı halde, 1939’dan beri yalnızca bir kere bile olsa ticari işlemde bulunup karşılığında para veya mal almış olanlar. Vergi miktarını saptama yetkisi komisyonlara verilmiştir. İlgili komisyonlar kanundaki beyanlarla kayıtlı değildirler; şu koşulla ki, şirketlerin ödeyecekleri vergi, son vergi ödedikleri yılın safi gelirlerinin % 50’sinden az ve A.Ş.’ler için % 70’inden çok olamaz. Çiftçilerin ise varlıklarının % 5’ini geçemez. En geç iki buçuk ayda tarh edilmemiş vergiler, yeniden tarh ve tahsil edilemez. Yasanın yürütülmesine ilişkin en büyük yetki belli bir komisyona verilince, komisyon üyelerinin niteliğinin bu konuda büyük önem taşıyacağı doğaldır. Ayrıca, bu noktaya yasanın hazırlanmasında büyük bir dikkat sarf edilmiştir: Vergiyi tarhla görevli komisyon, yörenin en büyük idare amirinin başkanlığında, en büyük mal müdürü, ticaret odaları ve belediyelerce seçilen ikişer kişiden oluşur. Yörede ticaret odası yok ise, belediye kendi dışından olmak koşuluyla, tarımdan ve ticaretten anlayan iki kişiyi seçerek komisyona katılmasını sağlar. Her ne kadar gerekçede, varlıklı sınıfların vergilendirilmesinin amaçlandığı söylenilmekte ise de, gerek yasanın bazı hükümleri ve gerekse komisyonun kuruluş biçimi, bu yönde bir uygulamayı olanaksız kılmaktadır. Esasen, böyle ciddi bir yasanın tartışılmasında, yalnızca iki kişinin söz alarak önemsiz konuşmalar yapması ve ayrıca, özel teşebbüsün çıkarlarını azıcık zedeleyebilecek yasa önerilerinde bile kıyamet koparanların bu yasanın görüşülmesinde seslerini çıkarmamaları oldukça ilgi çekicidir: «Görüldüğü gibi kanun, özel teşebbüsü tahrip edebilecek imkanları, yetkileri hemen hemen sınırsız olan ve bu vergi konusunda üstünde herhangi bir merci bulunmayan kanunla dahi kayıtlı olmayan tek bir komisyona vermektedir. Komisyon ise iki memur, iki belediye meclisi mensubu iki de ticaret odası mensubundan kurulur. 6 üyeden hiç olmazsa dördünün (belediye ve ticaret odaları temsilcileri) muhtemelen mal mülk sahibi sosyal gruplardan olması ise kanunun çok radikal bir biçimde uygulanmasını önlemiş olabilir. Hatta kanunun; belki de yasama organının, hükümetin istekleri dışında en ziyade gayri müslimlere yüklenilmesinde komisyonun kuruluş tarzı rol oynamış olabilir. «Bu önemli kanım Meclise getirildiğinde, sadece iki kişi söz almış ve önemsiz konuşmalar yapmıştır.» (K. Boratav).

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.