Site Rengi

DOLAR 5,9125
EURO 6,5206
ALTIN 283,8
BIST 93.981
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Sisli

Stresten Kurtulma Yolları (48 Madde + Stres Testi)

Stresten Kurtulma Yolları (48 Madde + Stres Testi)
21.04.2019
167
A+
A-

Çağımızın en yaygın hastalığı olan stresten, ruhsal gerilimden, sinir bozukluklarından kurtulmanın çaresi ilaçlarda değil, akıllı ve dengeli bir yaşama ve beslenme sisteminde, günlük yaşama değin bazı küçük fiziksel egzersizlerdedir.

CİĞERİNİZE BOL OKSİJEN DOLDURUN

Sinir sistemini beynimiz yönetir. Beyni ise iki şey besler: a-oksijen, b-şeker.

Bütün canlı varlıklar, bu arada insan da oksijen ile yaşar. Gerekli oksijeni solunum sistemimizle sağlarız. Dışsal etkiler, sinirimizi bozan olaylar solunum şeklimizi etkiler. Dikkatimizi bir şeye yönelttiğimiz zaman normal solunum sistemimizi değiştirir, soluğumuzu tutarız. Korktuğumuz zaman daha sık soluk alır yine normal soluma sistemini değiştiririz. Dilimizdeki, “Soluk soluğa kaldım” sözü işte bunun bir anlatımıdır.

Ruhsal gerilim ve streslerin yarattığı anormal soluma şekli ciğerlerimizdeki ve hücrelerdeki karbonik asidin, yani karbondioksitin atılmasını güçleştirir. Karbondioksit birimi ise çok yavaş zehirlenmelerle daha çok sinirlenmemize, ruhsal gerilimin artmasına neden olur. O halde şu egzersizleri yaparak daha çok oksijen alır, stresleri atarsınız:

Günde iki kez, tercihen, biri sabahleyin, elinizi, yüzünüzü yıkadıktan sonra, diğeri akşam yatmadan önce pencereleri açın. Mevsim kışsa sıkıca giyinmiş olun. Önce karnınızı sonra göğsünüzü şişirinceye dek mümkün olduğu kadar derin nefes alın. İçinizden önce üç, sonra dört, sonra beş sayıncaya dek nefesinizi tutun. Bu çalışmaya kendinizi alıştırdığınızda içinizden ona kadar sayınca dek aldığınız soluğunuz ciğerlerinizde kalsın. Sonra yavaş yavaş, yine içinizden, yukarıda verilen sayıları sayarak aldığınız soluğu boşaltın.

Günlük çalışmanızda ve yaşamınızda sizi sinirlendirecek bir olayla karşılaştığınızda hemen bu egzersize başvurun. Bir pencereye koşun, derin derin nefes alın, nefes verin.

AĞZINIZDAN DEĞİL, BURNUNUZDAN NEFES ALIN

Sanayileşmeye paralel olarak kirli hava günümüzün en büyük sorunu oldu. Bilindiği gibi burundaki kıllar ve salgı kirli havayı temizler. Yukarıdaki soluma egzersizine kendinizi alıştırdıktan sonra aynı egzersizi burnunuzdan soluyarak yapınız. Şöyle ki: Önce parmağınızla burnunuzun sağ deliğini kapatın ve sol deliğiyle derin bir nefes alın. Soluduğunuz havayı içinizden üç ya da dört sayıncaya kadar tutun, sonra bırakın. Aynı şekilde bu kez burnunuzun sol deliğini tıkayın ve aynı nefes alıp verme işlemini serbest kalan sağ delikle yineleyin. Üçüncü işlem olarak, artık burnunuzdan soluk alıp vererek ve her seferinde gerek soluk alırken, gerek soluk verirken içinizden ona kadar sayıp bu oksijen alış verişini sürdürün. Bu alıştırmayı sabahleyin ve akşam olduğu kadar sinirlendiğiniz, kendinizi stres içinde hissettiğiniz anda da uygulayın. Ciğerlerinize dolan bol oksijen göreceksiniz sizi rahatlatacaktır.

BEYNİN İKİNCİ BESİNİ ŞEKERDİR

Sinirsel yorgunluğa, ruhsal gerilimlere, strese neden olan etkenlerden biri de beyin hücrelerindeki şeker ve protein eksikliğidir. Bu eksikliği beslenme sistemiyle şöyle giderebilirsiniz:

1- Sabah kahvaltınız kuvvetli olsun:

Ekonomik bütçenize göre sabah kahvaltılarınızda şu besinlerin az da olsa yer almasına özen gösterin: peynir, yumurta, meyve.

Bunlar arasında en büyük yeri meyve tutuyor. Çünkü beynin gereksinim duyduğu glikoz, halk deyimiyle meyve şekeri en çok meyvelerde bulunur. Mevsimin en ucuz meyvesine sabah kahvaltılarında yer vererek beyninizi şekerle besleyin.

2- Ara yemeği:

Saat on ile on bir arasında ya bir meyve ya da bir meyve suyu için.

3- Öğle yemeği:

Öğle yemeğiniz hafif olsun.

4- Ara yemeği:

Bir elma yiyin.

5- Akşam yemeği:

Artık evinizdesiniz. Yukarıdaki diyeti uygulamak zorunda değilsiniz. Beyniniz gerekli meyve şekerini aldı ve rahatladı. Ama bu, akşam yemeğinde canınızın her istediğini yiyeceğiniz anlamına gelmez. Yemeğiniz hafif olsun.

AKŞAM SAAT BEŞTEN SONRA NARENCİYE YEMEYİN

Akşam saat beşten sonra narenciye, yani portakal, greyfurt, mandalina ve limon yemeyin. Çünkü bu besinlerde bulunan C vitamini sinir sistemini uyarır ve rahat bir uyku uyumanız» engeller. Hele de bir fincan kahve ve birkaç sigara içmişseniz bu uyarıcı etkinlik çoğalır, size yarı uykulu yarı uyanık, dinlenmemiş bir gece geçirtir. Ertesi gün çalışma yaşamına uykunuzu alamadan girdiğiniz için sinirli olursunuz.

AKŞAM YEMEK SOFRASINA AİLECE OTURUN

Özellikle sanayileşmiş büyük kentlerde aile yemek sofraları ortadan kalkıyor. İş yaşamınız sabah ve öğle yemekleriniz ailenizle, çoluk çocuğunuzla yemenize engel oluyorsa, hiç değilse akşam yemeklerinizi onlarla birlikte yemeğe çalışın. Böylece karınızın, çocuklarınızın yemek sırasında anlatacağı olaylar sizi günlük iş yaşamınızın sorunlarından kurtarır. Dikkatiniz dağılır. Yeni sorunlara çözüm ararken kendi sorunlarınızdan uzaklaşırsınız.

SABAH KALKINCA VE YATMADAN ÖNCE SİGARA İÇMEYİN

Nikotin ve alkol gibi uyuşturucular sinirleri uyarır ve fazla miktarda alındıklarında ruhsal bunalımları, stresleri artırırlar.

Bunları büsbütün azaltmanın ya da bunlardan büsbütün vazgeçmenin başka stresler yarattığını sigara tiryakileri ve akşamcılar çok iyi bilir. Karşınıza bir yeşilaycı olarak çıkıp sizi yeni bunalımlarla yüz yüze getirmek istemiyoruz. Gelecek bir güne uykusunu almış rahat bir bedenle başlamak istiyorsanız yatmadan önce sigara içmeyin. Çünkü organizmayı, hücreleri en çok zehirleyen sigara sabah uyanınca ve akşam yatmadan önce içilen sigaradır.

İÇKİNİZİ DENGELEYİN

İçki alışkanlığınız varsa alacağınız belli orandaki bir içki sizde bir gevşeme yaratarak streslerinizi, ruhsal geriliminizi yok edebilir. Fazlası ise sinirlerinizi uyararak gerilimleri, stresleri büsbütün artırır, insan bedeni için zararsız alkol miktarı günde kilo başına 2 buçuk gramdır. Böylece kilonuza göre alabileceğiniz, içebileceğiniz alkol miktarını da kendiniz bulabilirsiniz. Örneğin (70) yetmiş kiloluk bir insan günde ancak; 70 x 2.5 = 175 gram alkol alabilir. Yani günde en çok bir şişe şarap ya da bir yarım şişe küçük rakı içebilir. Alkole kadınlar erkekler kadar dayanıklı değildir. Onlar bu miktarı yarıya indirmelidir.

İÇKİNİZİ SULANDIRIN

Sulandırılmamış içki sinir sistemini doğrudan etkiler, uyarır, tahrip eder. Böylece gevşeklik ve yumuşama yaratmak yerine gerilim doğurur, içkinizi mutlaka yanında bol suyla, ya da su katarak için.

AÇ KARINLA İÇKİ İÇMEYİN

Karnınız açsa alkol çok daha çabuk kanınıza karışır ve karaciğere gider. Bu durum da sinirlerinizi uyarır, tahriş eder, ruhsal bunalım ve gerilimlerinizi, streslerinizi çoğaltır, ruhsal dengenizi bozar.

KARACİĞERİNİZİ DİNLENDİRİN

Kendinizi alkol alışkanlığından ve bağımlılığından kurtarmak için her hafta, en az dört günde bir alkollü içki kullanmayın.

YATAK ODANIZIN DUVARLARI AÇIK MAVİ OLSUN

Yatak odalarınızı badana ettirirken ya da boyatırken özellikle kırmızı, siyah, sarı ve portakal rengi boyalara rağbet etmeyin. Bu renkler sinir sistemini kışkırtır, uyarır. Oysa mavi renk uyku ve huzur verir.

Renkler yalnız sinir sistemimizi ve ruhsal durumumuzu etkilemekle kalmaz. Bir ölçüde organik tepkilere de neden olur. Örneğin beyaz renk derideki kan akımını artırır, organlara esneklik ve gevşeklik getirir. Sinir sistemini en çok uyaran ve kasların çalışmasını en çok hızlandıran sarı renktir. Sinirlilerin, ruhsal gerilim ve depresyon içinde olanların, uykusuzların sarı renkten kaçınmaları gerekir. Aynı şekilde kırmızı da ruhsal çöküntülere neden olur, kaslardaki kan akışını hızlandırır. Mavi dinlendirir, sükunet verir. Ruhsal gerilimden yakınanların dostudur. Mavi gibi yeşil de dinlendirici bir renktir. Ruhsal sorunları olmayanlar yeşil rengin içinde kendilerini daha bir rahat hissedebilirler. Size bütün odalarınızı yeniden boyatın demiyoruz. Ama stres içindeyseniz hiç olmazsa yatak odanızın rengini değiştirin ve duvarlarını maviye boyatın.

UYKUNUZU İYİ ALIN

Pek çok insan az uyuduğunu söyleyerek uykusuzluktan yakınır. Aslında her insan bedenine gerekli olan uyku saati değişiktir. Örneğin Edison’a günde iki, Napolyon’a günde üç saat uyku yetiyordu. Buna karşın ünlü Alman Şairi Goethe günde on iki saatten fazla uyurdu. Bilimsel olarak yetişkinlerin günlük ortalama uyku süreleri yedi saattir. Ancak ortalama ile normali birbirine karıştırmayalım. Az uyku uyumanıza rağmen ertesi gün fiziksel bir rahatsızlık hissetmiyor, uykusuzluk duymuyorsanız bu az süre sizin için yeterli demektir. Ama eğer ertesi gün kendinizi rahatsız hisseder, uyuklayıp durursanız uykusuzluk sorunuyla karşı karşıyasınız. Uykunuzu alın. Akşamları dinlendirici ve uyku verici besinler yiyin. El ve ayak banyoları yapın.

UYKUNUZ KAÇMIŞSA YATAKTA DURMAYIN

Uykunuz kaçmışsa yatakta durmayın. Sağa sola dönmek, yatakta kıvranmak sinirlerinizi daha çok bozar. Böylece uykusuzluğun yanı sıra, bir de sinirleriniz yıpranır. Kalkın. Elinize hafif bir roman alın, ya da mektuplarınızı cevaplayın. Veya yarınki işlerinizi planlayın. Uykunuz ne zaman gelirse yatağa o zaman girin. Belki az uyumuş olacaksınız. Ama dostlarınızın mektuplarını cevaplamakla eksik kalan şeyleri tamamlamış ve huzura kavuşmuş olursunuz. Yarınki işlerinizi gece planladığınız için işinizde daha az yorulur, uykusuzluğu telafi edersiniz.

ÖZELLİKLE EYLÜL VE OCAK AYLARINDA MAGNEZYUMLU BESİNLER YİYİN

Sinir lifleri için en gerekli madensel tuzlardan biri magnezyumdur. Bu tuz eksildiği zaman kaslar ve sinirler dış etkenlere karşı aşırı duyarlı olur. Bu duyarlılık ürpertiler yapar, sinirlendirir, iç sıkıntısı verir. Sinirlerdeki ve hücrelerdeki magnezyum dengesi en çok eylül ve ocak aylarında bozulur. Bu dengeyi yeniden kurmak için söz konusu aylarda magnezyum yönünden zengin besinler yemek gerekir.

KALSİYUMU İHMAL ETMEYİN

Sinir sistemine en yararlı madensel tuzlardan biri de kalsiyumdur. Sinir liflerinde ve kas hücrelerinde yeterli miktarda kalsiyum bulunmazsa kaslarda kasılma olur ve bu durum da hücrelerin yeterli oksijenle beslenmesini engeller.

MAGNEZYUMLA KALSİYUMU BİRLİKTE ALMAYIN

Magnezyum ve kalsiyumu asla birlikte almayın. Magnezyum ve kalsiyum etkin olmak için birbirleriyle yarışan iki madensel tuzdur. Bu etkinlik savaşında birbirlerini yiyip bitirirler. Bu nedenle ilk altı hafta magnezyum, sonraki altı hafta ise kalsiyum kürü yapın.

BOL BOL B VİTAMİNLERİ ALIN

B bir, B iki, B altı, B oniki’den oluşan B vitamin bileşikleri sinir sistemimizin en büyük dostlarıdır. Sofranızda bol bol B vitamini içeren besinler bulunsun. Bu vitamin en çok şu gıdalarda bulunur:

B 1: Süt, sebze, mercimek, bira mayası, koyun eti, fındık,

ceviz, yumurta, portakal, ekmek, hamur işleri, nohut, balık, patates, dana eti.

B 2: Süt, sebze, kuru fasulye, mercimek, nohut, kuru bakla, bira mayası, koyun eti, fındık, ceviz, yumurta, ekmek, balık, patates, marul, hıyar, dana eti.

B 6: Süt, bira mayası, koyun eti, yumurta, portakal, yeşil biber, nohut, bezelye, marul, hıyar, dana eti.

B 12: Süt, koyun eti, dana eti.

KENDİNİZİ KAHVE VE ÇAYDAN TÜMÜYLE YOKSUN ETMEYİN

Kahve ve çayın sinir sistemini uyardığı doğrudur. Ancak her şeyin azı değil fazlası zararlıdır. Günde iki fincan kahveyi gönül rahatlığıyla içebilirsiniz. Ama iki fincanı geçirirseniz işte o zaman zararını görürsünüz. Çaya gelince, fazla içildiğinde sinirleri uyarır, streslerinizi artırabilir. Ancak günde üç bardak çayın hiç bir zararı olmaz. Ne var ki akşam saat beşten sonra kahve de, çay da içmeyin.

ZAMAN ZAMAN OTOBUR OLUN

Vücudumuzun hayvansal proteine büyük ihtiyacı olduğu gerçektir. Ama proteinin fazlası hücrelerde yavaş zehirlenmeyle sinir sisteminin dengesini bozar. Bilindiği gibi filler ot oburdur, yalnız otla beslenir. Kartaca generali Anibal Alpleri aşamayan fillerine et yedirdi. Bir kaç gün içinde o uysal hayvanlar çılgına ve mükemmel bir savaş zırhlarına döndü. Çünkü aldıkları protein sinir sistemlerini kamçılamıştı. Proteinin uyarıcı bir etkisi var. Stresten, ruhsal gerilimden yakınıyorsanız, sinirleriniz bozuksa, belli bir süre et ve hayvansal ürünler yemeyin ve sadece sebze kürü yapın. Sinirlerinizin dinlendiğini göreceksiniz.

GÜRÜLTÜDEN UZAK DURUN

İş yerleriniz gürültülü olabilir. Bu gürültüyü önlemek bizim elimizde olmadığına göre hiç değilse iş saatlerinin dışında kalan zamanı gürültüsüz yerlerde geçirmeliyiz. Gürültülü lokantalardan ve kahvelerden uzak durun. Hafta sonu tatillerinizi mümkün olduğu kadar sessiz yerlerde geçirin. Oturduğunuz evi gürültüden yalıtlayın. Bu size bir takım ek giderlere mal olacaktır. Ama unutmayın ki gürültünün sinir sisteminizdeki maliyeti evinizi izole etmek için yapacağınız giderin çok çok üstündedir.

AKŞAM YEMEKLERİNDE TELEVİZYONU KAPATIN

Ailece yenilen akşam yemeklerinin dinlenmenizde büyük yararı olduğuna daha önce de değinmiştik. Ama bu yemeklerde televizyonunuz ya da radyonuz açıksa gerekli yararı sağlayamazsınız. Akşam sofralarında tam bir sessizlik olmasına özen gösterin. Tüm aile bireylerinin bir arada ve sakin bir şekilde bulunduğu böyle bir ortam içinde nice sorunlar çözüme ulaşır. Ortak aile yemeklerinizin sessizliğini hiç bir gürültü, hiç bir televizyon görüntüsü, hiçbir radyo paraziti bozmamalıdır.

SON HABERLERİ DİNLEMEYİN

Televizyon ya da radyonun verdiği son haberleri dinlemeyin. Bazı haberler sinirlerinizi ve uykunuzu bozabilir. Buna karşılık radyonuzda yeni istasyonların müzik yayınlarının, ilginizi çekebilecek dinlendirici güldürüleri izleyin.

BANYONUZU KÜVETTE YAPIN

Banyo sinirleri dinlendirir. Küvette yapılan banyo ise ayrıca kasların gevşemesini sağlar. Kaslar gevşediği zaman kendimizi daha bir rahat hisseder, gerilimleri daha bir kolaylıkla üstümüzden atarız. Damarlar genişler. Kan dolaşımı kolaylaşır, ciğerlerimize daha çok oksijen girmesini, ciğerlerimizden daha çok karbondioksit atılmasını sağlar. Kan dolaşımındaki bu rahatlama merkezi sinir sistemimize de rahatlık getirir. On beş dakika içinde beyindeki kılcal damarlara bol oksijen dolar ve sinirsel gerilim kaybolur.

Banyo suyunun derecesi vücudumuzun ısı derecesine eşit, genellikle 37 derece olmalıdır.

Dilerseniz, sinirlerinizi daha çok gevşetmek için banyo suyunuza bitkilerden oluşan losyonlar ya da bitki yaprak ve çiçeklerini katabilirsiniz.

TESPİH ÇEKİN

Beynimiz dıştan ve içten gelen ve sürekli onu yoran güçlüklerle doludur. Çalışma yaşamının günlük yorgunluğu ve sorunları, her türden endişeler ve korkular beyni baskı altında tutar. Öte yandan, dış etkenler organizmamızı da tesir altında bırakır, böbrek üstü bezlerinin fazla salgı yapmasına neden olur. Bu dış ve iç etkenler beynin ve sinir sisteminin hücrelerini aşırı yorar ve yıpratır. Bu yorgunluk ise ruhsal gerilimlere yol açar, stresleri çoğaltır. Beyni rahatlatmak için onu özgür bırakmak, dikkatimizi başka şeylere yöneltmek zorundayız.

Bunu nasıl yapabiliriz? Teşbih çekerek. Bilimsel araştırmalara göre eller işlediği zaman beyin özgür kalıyor. Teşbih çekin ya da başka şeylerle parmaklarınızı meşgul edin. Rahatladığınızı ve artık sinirlenmediğinizi göreceksiniz.

ALEVE BAKIN

Tarihin eski çağlarından beri insanlarda toplu yaşama alışkanlığı vardır. Topluca avlanırlar, topluca tohum eker, ürünü topluca devşirirlerdi. Yemeklerini toplu yer ve topluca uyarlardı. Geceleri vahşi hayvanlardan korunmak için ateş yakar, çevresinde oturup birbirlerine öyküler anlatırlar, oyunlar oynar, sonra da uyurlardı. Karanlık ve yalnızlık atalarımızın en büyük korkusuydu. Sanayileşmeye, kentleşmeye paralel olarak insanlar toplu yaşama alışkanlığını yitirdiler. Ama yalnızlık ve karanlık korkusu onlara atalarından miras kaldı. Alevin endişe ve korkuları, dolayısıyla ruhsal bunalımları, gerilimleri dağıttığı çok eski çağlardan beri biliniyor. Evinizde şömine varsa yatmadan önce bir süre alevleri seyredin. Bu alevler hayal gücünüzü harekete geçirecek sizi kendinizden ve dış dünyanın sorunlarından uzaklaştıracak, sinirlerinizi yatıştıracaktır. Evinizde şömine yok soba varsa, yatmadan önce bir süre sobanın kızaran sacını seyredin ya da mangala aldığınız kömür ateşine bakın.

DOSTLARINIZI NEŞELİ İNSANLARDAN SEÇİN

Karamsar insanlar, hep kendi sorunlarını, sıkıntılarını anlatarak çevrelerine de karamsarlık yayarlar. Oysa neşeli insanlar size sıkıntınızı unutturur. En iyimser halinizde bile kötümser ve karamsar bir insanla beraberseniz, en azından onu sürekli avutmaya çalışmak bile sinirlerinizi bozup sizi de sinirlendirebilir.

Üç tip insan vardır:

Karamsarlar:

Bunlara hiç bir şekilde yaranamazsınız. Huzurunuzu bozmamak için yapabileceğiniz en güzel şey onlardan uzak durmaktır. Eğer koşullar sizi bir arada olmaya zorlarsa, o sıkıntılarını anlatmaya başlar başlamaz bir neden yaratarak yanından sıvışın.

Muzırlar:

Bu tipler, ne deseniz tersini ileri sürüp sizi tartışmaya sürükler ve sinirinizi bozarlar. Bunlardan da uzak durun.

İyimserler:

Dostlarınızı onlar arasından seçin. En sıkıntılı, gerilimli halinizde bile iyimser yanıtlarıyla sizi ferahlatır.

GÖZÜNÜZ FAZLA YÜKSEKLERDE OLMASIN

Kendinizi ve yeteneklerinizi tanıyın. Haddinizi bilin. Eğer yeteneklerinizi aşarak beceremeyeceğiniz yerlere tırmanmaya kalkarsanız başarısızlıkla karşılaşırsınız. Böyle bir durum hem çalışma yaşamınız sırasında, hem başarısızlık anında sinirlerinizi iyice yıpratıp sizi ruhsal bunalımlara sürükler. Kendinize olan güveniniz kaybolur.

Mümkün olduğu kadar güneşli ve temiz havadan yararlanın. Mevsim güz veya kış olsa da sıkıca giyinerek açık havada gezin ve bol oksijen alın.

Baharatlı, acılı yemeklerden fazla kahve, çay ve sigaradan uzak durun.

Bol bol sebze ve meyve yiyin.

Süt, ıhlamur ve ada çayı için.

Bir su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı adaçayı koyun. Beş dakika bekletip süzün. Bir kahve kaşığı bal ekleyin, karıştırın ve için. Bu işlemi günde üç kez yineleyin.

Bir bardak sıcak suya üç tane papatya koyun. Beş dakika bekletip süzün. Günde iki kez bu suyu için.

Şu besinler kadınların menopozdan doğan ruhsal gerilim ve sıkıntılarını azaltmaya yardımcı olur: Ispanak, üzüm, erik, kayısı, limon, sarımsak, portakal, badem, fındık, beyaz peynir, havuç, muz, kiraz, kestane, lahana, hurma, incir, greyfurt, yer elması ve soya fasulyesi.

AŞK YAPIN

Sevişmek tıpkı bir masaj gibi sizi streslerinizden ve ruhsal gerilimlerinizden kurtarır. Aşk yapın. Böylece damarlarınızdaki hızlanan kan sevişme esnasında organizmadaki toksin dediğimiz zehirli maddeleri ter yoluyla dışarı atar. Ayrıca bu mutlu anda günlük sıkıntılarınızı da beyninizden atmış, dolayısıyla, hem ruhsal hem fiziksel bir gevşemeye kavuşmuş olursunuz.

EVİNİZDE BİR TANSİYON ALETİ BULUNSUN

Ruhsal gerilim ve stres içindeyseniz evinizde mutlaka bir tansiyon aleti bulundurun. Avuç içiniz ve ayak tabanınız terliyorsa tansiyonunuzu mutlaka ölçün, ölçtürün. Başta karıncalanma, hafif sersemlik, baş dönmesi tansiyon değişikliklerinin diğer belirtileridir. Bu belirtileri kendinizde gördüğünüz zaman şu basit önleme başvurun: Kollarınızı bileklerinize kadar sıvayın, soğuk suyla iyice yıkayın. Yüzünüzü bol suyla yıkayın. Pencereleri açın, derin derin soluk alıp verin. Ancak, bütün bunları yaparken mevsim kışsa kendinizi üşütmeye de dikkat edin.

HAMAMA GİDİN

Özellikle fazla proteinli besinler hücreleri yorar ve “Intoksikasyon” denilen yavaş zehirlenmelere yol açar. Bu zehirleri hücreler, bedenimizden idrar ve ter yoluyla atar. Hamama gidin, bol bol terleyerek bu zehirli maddelerden kendinizi kur

tarın. Türk hamamlarına girmek için Avrupalıların nice yollar kat ederek ülkemize gelmesi boşuna değil. Türk hamamlarında kullanılan kese derinin gözeneklerini açarak, hücrelerdeki zehirli maddelerin atılmasını ve deriden hücrelere bol bol oksijen girmesini sağlar.

GÜNEŞ GİREN EVE DOKTOR GİRMEZ

Güneşteki mor ötesi ışınlar organizmadaki zehirli artıkları öldürür ve hücrelerin yenilenmesini sağlar. En çok güneşte bulunan D vitamini enerji ve canlılık kaynağıdır. Yaz tatillerinizi mümkün olduğu kadar deniz kıyılarında, güneş banyoları yaparak geçirin. Hücreleriniz gençleşir, dinçleşir. Gençleşen, dinçleşen hücrelerle birlikte siz de streslerinizi atıp taze bir yaşama kavuşursunuz.

KÜÇÜK YOLCULUKLAR YAPIN

Yeni yerler görmek ille de bir şehrin sınırları dışına çıkmak değildir. Aynı kentin sınırları içinde, bütçenize uygun olarak küçük yolculuklar yapıp, yaşamınıza değişiklikler getirebilirsiniz. Örneğin bir ya da iki otobüs bileti size yaşadığınız kentin bilmediğiniz pek çok yanlarını tanıtabilir. Nüfusumuzun büyük çoğunluğu İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerimizde toplanmış. Bu kentlerde oturan dar gelirli ailelerin pek çoğu, kent içinde küçük otobüs, tren, vapur yolculukları yaparak kendilerini çalışma yaşamının streslerinden kurtarabilirler. Atalarımız, “Tebdili mekanda ferahlık vardır”, yani yer değiştirmek sana huzur getirir diyorlar.

DUŞU KUVVETLE AÇIN

Basınçlı su masaj etkisi yaparak beyindeki kılcal damarları açar ve onlara daha çok oksijen gitmesini sağlar. Böylece yorgunluğunuzu ve ruhsal geriliminizi azaltır. Banyo yaparken basınçlı suyun altına zaman zaman alnınızı ve ensenizi de uzatın.

ÇİSELEYEN YAĞMUR ALTINDA GEZİN

Başınıza ve alnınıza tekdüze aralıklarla yağan yağmur damlacıkları sinirleri yatıştırır, ruhsal gerilim ve streslerin azalmasına yardımcı olur. Ruh doktorları ve psikologlar stresli insanlara çiseleyen hafif yağmur altında gezmelerini öneriyor. Elbette ki hafif yağmur altında dolaşmak, “ahmak ıslatan” tabir edilen yağmurun altında uzun süre kalıp sırılsıklam olmak anlamına gelmez.

KOLLARINIZI DİRSEĞİNİZE KADAR YIKAYIN

Ruhsal gerilim ve streslere el ve ayak banyoları çok iyi gelir. Ancak iş yerinizde böyle bir olanağı bulamayacağınıza göre,

kendinizi çok yorgun hissettiğinizde, sinirleriniz bozulduğunda ve tansiyonunuz yükseldiğinde hemen lavaboya gidin ve kollarınızı dirseklerinize kadar soğuk suyla yıkayın. Çok iyi geldiğini ve yükselen tansiyonunuzun en az bir, iki derece düştüğünü göreceksiniz.

EL VE AYAK BANYOLARI

Akşam evinize döndüğünüzde el ve ayak banyoları yapın. Bu banyolara bazı bitkileri de katarsanız gerilmiş sinirleriniz gevşer ve rahata kavuşursunuz. El ve ayak banyolarını yatmadan önce yaparsanız uykunuzu da iyi alırsınız. Ihlamur, ada çayı, kekik.

El ve ayaklarınızı yıkayacağınız sıcak banyo suyuna bir tutam ıhlamur, bir tutam da ada çayı ve bir tutam kekik atın. Mutfağınızda bu bitkilerin hepsi bir arada bulunmuyorsa aynı şeyi onlardan tek tek yararlanarak da yapabilirsiniz. Banyo suyunun terkibini hazırlarken her iki litre suya bu bitkilerden birer tutam atmanız gerekiyor.

Akdiken sinir yorgunluklarına, uykusuzluk ve kalp çarpıntılarına karşı güçlü bir ilaçtır. Sinirleri yatıştırıp uyku getirir. Bu yüzden de akdikene, “gece takkesi” adı verilir. Avrupa ülkelerinde ruh hekimlerinin pek çoğu sinir hastalıklarının iyileştirilmesinde ve streslere karşı bu bitkiden yararlanıyorlar. İki litre suya iki tutam akdiken çiçeği atın. Günde iki kez banyo yapın. Gerilimli, yüksek tansiyonlu, sinirleri bozuk bir insansanız en büyük şifayı bitkilerden göreceksiniz. Ancak her bitkiyi aktarlarda bulamazsınız. Bahar ve yaz aylarında hazırlıklarınızı yapın, toplayın ya da toplatın. Akdikenin çiçekleri nisan ve haziran ayları arasında toplanıp kurutulur.

Lavanta da sinirleri yumuşatır ve yatıştırır. Akşamları banyo suyuna yaş ise bir demet, kurutulmuş ise bir tutam lavanta çiçeği atın. Kereyiz bütün bir güz ve kış boyu manavlarda bulunan bir sebzedir. İki litre suya yapraklarıyla beraber orta boy bir adet kereviz doğrayın ve kaynatın. Bu su ile el ve ayaklarınızı yıkayın.

Sinir gerginlikleri ve ruhsal gerilimlere karşı ilaç olarak kullanılan diğer bitkiler de şunlardır: Nane, papatya, gelincik, oğulotu, mine çiçeği, menekşe. İki litre suya bir avuç akdiken çiçeği, bir avuç adaçayı çiçek ve yaprağı, bir avuç menekşe atın. Bu suyla günde iki kez veya en az bir defa el ve ayaklarınızı yıkayın.

KAPLICALAR

Yerden kaynayan şifalı sulara ülkemizde ılıca, çermik, hamam, kaynarca, kaplıca, ılısu, germe, terme, kudret hamamı ve dağ hamamı gibi çeşitli isimler verilir. Kaplıcaların tarihi çok eskidir. Birçok hastalıkların, bu arada sinir hastalıklarının da iyileştirilmesinde antik Yunanlılar ve Romalılar şifalı sulardan yararlanıyorlardı. Günümüzde Avrupa ve Amerika’da da hastalıklar şifalı sularla tedavi ediliyor. Pisikasteni nevrasteni ve nevroz gibi ruh; siyatik, lumbago, nevralji ve nevrit gibi sinir hastalıkları tuzlu çamurlu ve radyoaktiviten sularla iyileştirilir. Aynı şekilde kükürtlü sular da sinirleri gevşetip stresleri atar.

Kaplıcalardan gerekli yararı sağlayabilmeniz için banyo zamanı ve süresini iyi ayarlamak gerekir:

Birinci banyoyu kahvaltıdan önce aç karına ve kahvaltıdan bir saat sonra yapın.

İkinci banyoyu akşam yemeğinden iki saat önce alın.

Banyoda ilk gün on dakika, sonraki günlerde ise bünyenizin durumuna göre 1520 dakika kalın.

Kalbiniz ya da damarlarınız hasta ise çok sıcak kaplıcalara girmeyin.

Banyoya girmeden önce küçük ve büyük abdestinizi yapın.

Banyoda hareketsiz durun.

Banyodan çıktıktan sonra kurulanmayın, havlu ya da bornoza sarının ve ılık bir odada bir saat kadar yatın. Bu süre içinde vücudunuz terler. Sonra kurulanıp giyinin ve bir saat kadar daha aynı odada kalın.

Sinir hastalıklarının ve ruhsal gerilimin tedavisinde şifalı sulardan içerek de yararlanabilirsiniz. Bu konuda sizlere en çok kükürtlü suları öneririz.

SİNİRLERİ DİNLENDİREN BESİNLER VE BİTKİLER

2500 yıl önce bile ünlü Yunan hekimi Hipokrat, “sinirleri bozuk olanlar için en iyi ilaç kerevizdir” diyordu. Bol bol kereviz yiyin. Ancak bu çok değerli besinin gaz yaptığını da unutmayın. Akşamları kereviz yediyseniz bunun yanı sıra mide gazını atıcı bir şeyler alın. Başta marul olmak üzere hıyarda ve bütün salatalarda, “latex” denen gevşetici bir süt bulunur. Yunanlılar ve Latinler sinir hastalıklarına karşı marulu ilaç olarak kullanıyorlardı. Günümüzde, başta Fransa olmak üzere, Avrupa ülkelerinde de hekimler ve doğa bilimciler sinirleri gergin ve uykusuz hastalarına günde iki adet marul yemelerini öneriyorlar. Akşam yemeklerinde haşlayarak yiyeceğiniz bir ya da iki marul sinirlerinizi gevşetir ve uyumanızı kolaylaştırır.

Nane ve kekik kalbin ve sinir sisteminin dostudur. Bir fincan kaynamış suya iki tutam nane ve bir tutam kekik atın. Bir süre bekletin ve sonra bu demlemeyi için.

Kral Şarlman fermanlarında bahçelerin başköşesine adaçayı ekilmesini buyuruyordu. On ikinci yüzyılda Sainte Hildegar da adaçayını her derde devam bir bitki olarak benimsiyor, özellikle sinirsel ve ruhsal rahatsızlıklarda, ruhsal gerilimlerde adaçayı içilmesini öneriyordu. Günde bir kaç fincan adaçayı için. İş yerinizde bu olağanı bulamıyorsanız hiç olmazsa evinizde, yatmadan önce bir bardak adaçayı içmeyi ihmal etmeyin.

Ihlamur sinirli kişileri, uykusuzları, yüreği daralanları, bunalımlı ve streslileri iyileştirir. Gece ıhlamur içenler sabah yataklarından dinlenmiş olarak kalkarlar.

Pelin, civanperçemi, akdiken, papatya, meş ağacı, lavanta çiçeği, mercanköşk, mine çiçeği ve menekşe gibi bitkilerin yaprak ve çiçekleri, gerilim ve streslere karşı, taze ya da kuru olarak banyo suyuna atılacağı gibi, bu çiçek ve yapraklar kaynatılıp çay olarak da içilebilir.

Lahana: sinirli ve gerilimli kimseler için, adaçayıyla haşlanmış lahana yatıştırıcı ve uyku ilacı yerine geçer.

Elma ve armut sinirleri dinlendirir, uyku verir.

Erik bedensel ve ruhsal yorgunlukları giderir, bedenin gücünü ve enerjisini arttırır.

Lavanta çiçeği ile yapılan şuruptan günde bir kaç kez çayla karıştırarak içmek uykuyu kolaylaştırır.

Gelincik şurubu dinlendiricidir, huzur verir, uyku getirir.

Fesleğen şurubu ya da çorbası sinirleri yatıştırır ve uykusuzluk çekenlere rahat bir uyku sağlar.

ÇOCUKLARDA RUHSAL GERİLİM

Ruhsal gerilim ve stresler yalnız günlük yaşam çabalarından değil, çocukluk döneminden de kaynaklanır. Çocukluk dönemi huzursuz geçenler, bu huzursuzluğu yetişkinlik dönemine kadar beraberlerinde getirirler. Streslerden yakınan insanlar bunun acısını çok iyi bildikleri için, özellikle çocuklarının ruh sağlığına özen göstermelidir.

ELİNİZDE MAMAYLA ÇOCUĞUN ARDINDAN KOŞTURMAYIN

Çoğu zaman anne çocuğun midesini, içine ne konsa alacak küçük bir torba sanır. Yavrusunu beslemek ve doyurmak içgüdüsüyle, elinde mama tabağı sürekli çocuğunun ardından dolaşır. Çocuk yedikçe yedirmek ister. Karnı tok olduğu halde zorla yemek yedirilmesi çocuğu sinirlendirir. Hiç bir canlı yaratık karnı açken yemeği geri çevirmez. Sağlığı yerinde bir çocuk yemeği geri çeviriyorsa bu onun karnının tok olduğunu, artık yemeğe ihtiyacı olmadığını gösterir. Gerçeği bilmeyen annenin ısrarları, çocuğunun ileride ruhsal gerilimli, sinirli olmasını yaratır.

ÇOCUKLARINIZIN UYKU SAATLERİNDE TELEVİZYONU FAZLA AÇMAYIN

Çocuğunuz yan odada veya odanızda uyurken siz televizyon izliyorsanız çocuğunuz uykusunu alamaz. Zira uyku üç bölümden oluşur:

Tavşan uykusu: Uykunun ilk saatleridir. Bu saatlerde bütün organlar kendini dinlenmeye hazırlar.

Rüya uykusu: Buna uykunun sübabı, güvenliği adı da verilebilir. Rüya uykusunda ruh dünyamız bütün sıkıntılarım ortaya kor ve böylece beden sıkıntılardan kurtularak derin uykuya hazırlanır.

Derin uyku: En yararlı uyku saatleridir. Tüm organlarımız bu saatlerde dinlenir, esenliğe kavuşur.

Çocuklarınız uyurken televizyondan, radyodan, teypten gelen sesler işte uykunun en önemli bölümünü, derin uyku saatini sekteye uğratabilir. Uykusuz kalan çocuk ise ertesi gün sinirli ve dik başlıdır.

Aynı şey yetişkinler için de söz konusudur. Yetişkinlerin toplam uyku süreci de yukarıda sayılan bu üç evreden geçer. Kısacası aile bireylerinin uyuduğu saatlerde siz de sessiz olmaya ve sessiz kalmaya çalışın.

OKULDAN DÖNEN ÇOCUĞUNUZLA SOHBET EDİN

Okuldan dönen çocuğunuzu sinirli bir halde bulabilirsiniz. Onun bu ruhsal gerilimine belki de sınıftaki uzun ve çetin öğrenimler neden oluyor. Belki derslerini iyi anlayamamış ve bu yüzden öğretmeni onu azarlamış. Belki de arkadaşlarıyla arasında bazı anlaşmazlıklar çıkmış. Çocuğunuz okuldan döner dönmez onu, ödevlerini yapmak için bir odada kapanıp kalmaya zorlamayın. Bu sinirli ve yorgun halinin nedenlerini araştırın. O gün neler olup bittiğini kendisine sorun. Önüne bir bardak meyve suyu ve küçük bir kek koyun. Gördürün. Böylece yumuşamasını, sinirli bir atmosferden uzaklaşmasını sağlayın. Çoğu zaman çocuk ailesiyle bir diyaloğa ihtiyaç duyar. Ama yazık ki, çocuklarımızla konuşurken, onlara sadece günün şu basit sözcüklerini söyleriz. Yemeğini ye, televizyonu kapat, gürültü yapma, beni sinirlendirme, tırnaklarını kemirme gibi. Bu tür sözcükleri bir yana atıp çocuklarınızla yakın bir diyalog kurmaya bakın. Onların size açılmasını sağlayın. Okuldan zaten sinirleri gergin dönen çocuğunuz böylece rahatlayıp yumuşar.

ÇOCUĞUNUZDA TİK VARSA

Tikler içe atılmış, bastırılmış duyguların ve ruhsal sıkıntıların fizyolojik olarak dışa vurumudur. Bedenin her yanında bu tiklere rastlanabilir. Kimi zaman tikler gözün çevresindedir. Çocuk sık sık gözünü kırpar. Kimi zaman tikler ağız ve yöresinde yoğunlaşır. En belirgin tiklerden biri tırnakları yemedir. Örnekler çoğaltılabilir. Bütün bu tikler çocuğunuzun karmaşık iç dünyasını yansıtıyor. Sorunları var ve kendi başına çözümleyemiyor. Ona yardımcı olmazsanız bu sorunlar bir gün patlama noktasına varıp çok derin ruhsal bunalımlara yol açabilir. Çocuğunuzdaki bu tiklerin nedenini önce kendi aile ortamınızda arayın. Belki de ona yeteriyle yardımcı olamamışsınız. Bu konuda en büyük çaba annelere düşüyor. Anneler, çocuğun en elverişli zamanını seçerek onu konuşturmalı, böylece sorunlarını, sıkıntılarını öğrenmelidir. Daha sonra bu sorun ve sıkıntıların yok edilmesinde ona yardımcı olursanız, tiklerin de zamanla kaybolduğunu göreceksiniz. Çocuğun yaşamında en etkin olan dönem buluğ çağıdır. Onları bu konuda aydınlatmaktan çekinmeyin. Baba oğluna, kız arkadaşlarıyla ilişkilerine, anne kızına, erkek arkadaşlarıyla ilişkilerine değin bilgiler vermeli. Buluğ çağındaki her çocuğun cinselliğe değin bilgilere ihtiyacı var, bunu unutmamalıyız.

ÇOCUĞUNUZ DİK BAŞLI İSE ÜSTÜNE FAZLA GİTMEYİN

Genellikle çocukluktan ilk gençlik dönemine geçişte çocuklarınız sinirli olur. Artık onlar çocukluğu bitirip büyük adam olduklarını kanıtlamak istiyorlar. Kendi dünyalarını yaşıyorlar. Yavaş yavaş sizden kopmaya başlarlar. Evin sorunlarıyla hiç ilgilenmezler. Sorduğumuz sorulara doğru dürüst cevap verme gereğini bile duymazlar. Zamanlarının çoğunu odalarında müzik dinlemek, oturmak ya da bir şeyler karalamakla geçirirler. Onların kendileri için zorunlu bu yalnızlığını ve geçiş dönemini iyi değerlendiremez, sürekli üstlerine varırsanız çocuğunuz gelecek yaşamda bunalımlı ve stresli bir insan olup çıkar. Onları kendi haline bırakmayı öğrenmeli ve buna alışmalısınız. Aksi takdirde, sürekli çocuğunuzla uğraşmak hem sizde hem de çocuğunuzda stresler yaratır.

Bu demek değildir ki çocuğunuzu tamamen kendi haline bırakın ve ona karşı kayıtsız kalın. Ama sezdirmeden onu kollayın, günlük yaşam ve sorunlarında ona dolaylı bir şekilde yardımcı olun.

ÇOCUĞUNUZU VAKİTSİZ UYUMAYA ZORLAMAYIN

Yetişkinlerin pek çok sorunları ve ruhsal bunalımları, özünde, çocukluk dönemlerinden kaynaklanır.

Nasıl siz sevmediğiniz bir şeyi kabul etmiyor ve ona isyan

ediyorsanız, çocuklarınıza da sevmedikleri şeyi zorla kabul ettirmeyin.

Çocuk yaşamında iki şey büyük yer tutar; a-Oyun saatleri, b-Uyku saatleri.

Hiç bir çocuk oyununun yarım kalmasından hoşlanmaz.

Hiç bir çocuk istemediği saatte uyumaz.

Oyun ve uyku birbirlerini tamamlayan ve çocuk yaşamında büyük yer tutan iki şeydir. Uyku saati gelmeden çocuğunuzu yatmaya zorlamayın. Aksi takdirde, yatakta bir sağa bir sola dönüp durarak sinirleri bozulur ve gelecekte sinirleri zayıf bir insan olur.

ÇOCUĞUNUZU OYUNDAN ALIKOYMAYIN

Yukarıda da belirttiğimiz gibi oyun çocuk yaşamında büyük yer tutar. Ünlü ruhbilimcilerin iddialarına göre insanın bütün bir yaşamını çocukluk dönemindeki oyunlar oluşturur. Bu ruh bilimciler, “Yaşam da bir oyundur, ama bu oyunu ustaca oynamasını bilmek gerekir” diyorlar.

Çocuklarınızı oyunsuz ve oyuncaksız bırakmayın. Aksi takdirde onlar geleceğin bunalımlı, stresli insanları olarak yetişirler.

ÇOCUKLARINIZA BOL BOL (D) VİTAMİNİ VERİN

D vitamini deride sürekli olarak bulunur. Ancak onun tam etkin hale gelebilmesi için güneş ışığına ihtiyaç vardır.

Sinir sistemi sağlam ve çocuk yetiştirmek istiyorsanız önce onu, d vitaminince zengin şu besinlerle besleyin:

a) Tereyağı,

b) Beyaz peyniri

c) Balık yağı

d) Soya

e) Süt

f) Balık

Daha sonra çocuğunuzu bol bol güneşli yerlerde gezdirin. Çünkü organizmada ve en çok deride toplanan D vitaminin güneş ışığı harekete getirir ve hücrelerimiz için faydalı kılar.

ANNE VE BABA AYRI YAŞIYORLAR İSE

Anne ve baba birbirlerinden boşanmış ya da boşanmadıkları halde ayrı yaşıyorlar ise bu durum en çok çocukları etkiler. Şöyle ki:

a) Bu olumsuz durum yüzünden onlar da gelecekte evliliğe karşı ürkek ve güvensiz yetişebilirler.

b) Babanın yokluğu erkek çocuk, annenin yokluğu kız çocuk üzerinde olumsuz etkiler bırakır, kişiliklerini tamamlayamazlar.

c) Tarafların intikamcı, yanlış davranışları yüzünden çocuklar anne ya da babalarına düşman yetişebilirler. Bu tür düşmanlıklar ise gelecek yaşamlarında onları olumsuz etkileyerek bunalımlı, problemli insanlar haline getirebilir.

Ayrı yaşayan çiftlerin her şeyden önce, artık kendilerini değil çocuklarını düşünmeleri gerekir. Siz de böyle bir ortamda iseniz çocuklarınızı asla etkilemeyin. Onları en yakınına düşman yetiştirmeyin. Zira böyle bir düşmanlık ve kin çocukların gelecekteki tüm yapısını etkileyip onları da başkalarına düşman hale getirebilir. Böyle bir durum ise içinde yaşadıkları toplumla uyumsuzluk ve çelişkilere yol açar.

Stres Testi

İçindekiler

ÇAĞIMIZIN EN YAYGIN HASTALIĞI

Stres adıyla dile getirilen ruhsal gerilim ve sinir bozuklukları, çağımızın en yaygın hastalığıdır. Dünya ilaç satış listelerinde, “Mutluluk hapı” denen sinir ve ruhsal gerilim hapları birinci sırayı tutuyor. Ama bilimsel araştırmalar, bu ilaçların, derde derman olmak bir yana, yan etkilerle ve bağımlılık yaratarak daha da zararlı olduğunu, ruhsal gerilimleri ortadan kaldıramadığını gösterdi. Bu nedenle bu konunun amacı ilaç kullanmaksızın sizi günlük yaşamın gerilimlerinden ve sinir bozukluklarından kurtarmaktır.

Verilecek öğütlerin yararlı olabilmesi için önce kendinizi tanımanız gerekiyor.

Stres içinde, yani gerçek bir ruhsal bunalım ve gerilim içinde misiniz?

Geriliminiz ne ölçüde? Had safhada mı, yoksa yeni mi başladı?

Aşağıdaki test sorularına vereceğiniz cevaplar bu konuda kendinizi tanımanızda yararlı olacak.

STRES TESTİ

Bu test on sorudan oluşuyor. Her sorunun a, b, c olmak üzere üç şıkkı var. Bu şıklar içinde durumunuza en uygun olanını bir yere not edin. Sonra değerlendirme şemasındaki ve durumunuza uygun şıkların karşısındaki puanları hesaplayarak toplam puanı bulun ve bu toplam puana göre kendinizi tanıyın.

Soru 1: Günlük ani olaylar karşısında tepkiniz nasıldır?

a-Ani bir gürültü olunca sıçrarım ve kalbim hızla çarpmaya başlar.

b-Yalnızca çok önemli olaylar beni etkiler.

c-Ne olursa olsun soğukkanlılığımı yitirmem.

Soru 2: Bir suç işlemediğiniz halde sizden şüphelenseler ya da imada bulunsalar ne yaparsınız?

a-Sinirlenirim ve huzurum bozulur.

b-Canımı ancak ciddi güçlükler sıkar.

c-Ne olursa olsun kendimi kaybetmem, serinkanlı olurum.

Soru 3: Aynı günde mizacınızın değiştiği olur mu?

a-Evet, çeşitli olaylar kolaylıkla beni etkiler ve günümü zehir eder.

b-Olaylara karşı kayıtsız değilim.

c-Olaylar beni ve yapımı değiştirmez.

Soru 4: Öfkeli bir insan mısınız?

a-Evet çok çabuk öfkelenirim.

b-Çok anormal durumlarla karşılaştığım zaman öfkelenirim.

c-Kendime hakim olmasını bilirim, nadiren öfkelenirim.

Soru 5: Yeni bir işe girişirken ya da doktora muayeneye giderken endişelenir veya korkar mısınız?

a-Evet.

b-Korkarım ama bu duygumu hemen yenmeye çalışırım.

c-Korku ya da endişeye kapılmam.

Soru 6: İşiniz bittikten sonra hep yapacak başka işler arar mısınız?

a-Evet.

b-Bazen.

c-İşim bittikten sonra asla yapacak başka bir iş aramam.

Soru 7: İşiniz bittikten sonra angarya kabilinden, can sıkıcı, tatsız işler yapmaya gerek duyar mısınız?

a-Evet.

b-Bu tür angarya işler bazen beni yorar, canımı sıkar ama yine de onları yapmaktan hoşlanırım.

c-Bu tür angaryaları başka zamana bırakırım.

Soru 8: Ne tür roman ve filmleri seversiniz?

a-Daha çok hareketli film ve romanları severim.

b-Dinlendirici, duygusal film ve romanlardan hoşlanırım.

c-Hem hareketli, hem dinlendirici roman ve filmleri severim.

Soru 9: Çok hareketli bir tartışmayla ya da hemen patlayabilecek bir olayla karşılaşsanız, ne yaparsınız?

a-Bu tartışma ve olayın içinde bulunmak isterim.

b-Uzak kalmaya çalışırım.

c-Bu durum o an içinde bulunduğum ruh haline bağlıdır.

Soru 10: Çalışırken (örneğin bir mektup yazarken) tam bir sessizliğe ihtiyaç duyar mısınız?

a-Evet.

b-Çalışma anımda yanımdaki bir konuşmayı da rahatça izleyebilirim.

c-Çalışırken gürültüden hoşlanmam. Bu beni rahatsız eder.

TEST ŞEMASI

Durumunuza uygun bulduğunuz şıkları not ettiniz ve şimdi karşılarındaki puanları toplayarak toplam puanınızı bulun.

Soru 1

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 2

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 3

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 4

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 5

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 6

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 7

a: 3

b: 2

c: 1

Soru 8

a: 3

b: 1

c: 2

Soru 9

a: 3

b: 1

c: 2

Soru 10

a: 3

b: 2

c: 1

DEĞERLENDİRME

24 ve 30 puan: Eğer durumunuza uygun şıkların karşısındaki puanlar 24 ile 30 arasındaysa stres ve ruhsal bunalım içindesiniz. Bu kitabı hemen okuyarak kendinizi bu ruhsal gerilimden bir an önce kurtarmaya bakın. Unutmayın ki bedenimizin çatısını sinir sistemimiz ve ruhsal durumumuz oluşturuyor. Bozuk bir sinir sistemi, stresli, bunalımlı bir yaşam bu çatıyı çabuk çöktürür. Ruhsal gerilimlerden kurtulmak, insana yalnızca huzur içinde değil, kıvançlı ve uzun bir ömür de sağlar.

15 ve 24 puan: Henüz tam bir ruhsal gerilim ve stres içinde değilsiniz ama bu duruma düşmek üzeresiniz. Vakit çok geç olmadan stres kategorisindeki diğer konulara göz atarak, verilen öğütleri dinleyip gerekli önlemleri alın. Böylece gerek sosyal, gerek ailevi yaşamınızda huzurlu, çevresine huzur taşıyan, kıvançlı ve mutlu bir insan olursunuz.

10 ve 15 puan: Çember içine aldığınız şıkların toplam puanı 10 ile 15 arasındaysa stresli, ruhsal gerilimli, sinirli bir insan değilsiniz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.