Site Rengi

DOLAR 5,6914
EURO 6,2874
ALTIN 275,2
BIST 100.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sağanak Yağışlı

Osmanlılarda üretim sürecinin niteliği nasıldır?

08.05.2019
74
A+
A-

Osmanlılarda tarımın milli ekonomi yönünden büyük bir önem taşıdığım ve ayrıca askeri bünye ve devlet aygıtının tarımsal yapıyla tam bir uyuşum gösterdiğini söyleyelim. Gerçekten de Osmanlıları batı ve doğu karşısında 16. yüzyılın ortalarına kadar üstün kılan en önemli unsur, toprakta uygulanan Mir sistemidir. Çünkü bu sistem, Osmanlıları diğer ülkeler karşısında başarılı kılan, güçlü bir orduyu oluşturmaya olanak sağlıyordu. Bu uygulama aynı zamanda toplumun, «sosyal, ekonomik ve kültürel» açılardan gelişmesini engellemekteydi. Sistem, bir yanıyla belli bir üstünlük sağlamışken, diğer yanıyla da toplumun gelişme olanaklarına ayak bağı olmuştu: «… Osmanlı ekonomisinin gelişmesini önleyen bu içsel dinamik, 14. yüzyıldan itibaren yön değiştiren Şark ticaret yolunun büsbütün kapanması ve 16. yüzyılda Amerikan gümüş ve altınının memleketi istila etmesi ile başlayan dışsal dinamik ile birleşince, Osmanlı ekonomisinin durağanlığı daha da şiddetlenecektir…» (S. Divitçioğlu). Milli ekonominin özünü oluşturan tarım kesimi üstündeki sarayın katı denetimi, ya da bu konuya önemle eğilmesinin nedenleri: birinci olarak, gerekli askeri gücün oluşmasını sağlamak; ikinci olarak, sayıca kabarık olan askeri gücün ve büyük şehirlerin gereksinimlerini karşılamak; üçüncü olarak, düzenin devamlılığını sağlamak içindir.

Osmanlılarda üretim-sürecinin niteliği söz konusu edildiği zaman, temel üretim olan tarım kesimindeki üretim ilişkileri anlaşılmalıdır. Osmanlı toplumunda, ilk bakışta üretim ilişkilerinin özünü, reaya-sipahi ilişkilerinin oluşturduğu söylenebilir. Ama konuya biraz daha yakından bakılınca, sipahinin devlet görevlisi olmaktan doğan bir hakla (toprağın mülkiyetine sahip olmaktan doğan bir hakla değil), artık-ürünü devlet adına alması bu ilişkiyi, reaya-sipahi-merkezi otorite arasındaki bir üçlü ilişki biçiminde görmemize olanak sağlamaktadır: Osmanlı İmparatorluğunda sahib-i arz ve sahib-i raiyet köylünün karşısına çıkan kimselerin tam manasıyla ne arzın, ne de raiyetin sahibi olmadıkları, ancak son derece teşkilatlı ve merkeziyetçi bir devletin memuru sıfatını haiz bulundukları muhakkaktır. (Ö.L. Barkan)

Gerekli-emek süresinde reaya, kendisinin ve ailesinin yaşamını sağlamak amacıyla üretimde bulunur; ek-emek süresinde ise, yaratılan artık-ürüne devlet adına sipahi el koyardı. Batı feodalitesi ile Osmanlı toplumu ya da sipahi ile senyör arasındaki fark, artık-ürünü alan kimselerin niteliğinin birbirinden farklı olmasıdır. Bu nitelik farkı, senyörün artık-ürüne dolaysız bir biçimde kendi adına el koyması, sipahinin ise, devlet görevlisi niteliğinden ötürü saray adına, el koymasmdan ileri gelmekteydi. «Bütün tımarlar doğrudan doğruya sultan tarafından verildiğinden, bu beylerin özel orduları ile feodal senyörler haline gelmeleri önlenirdi. Diğer taraftan, sultan büyük bir kul grubuna malik olduğundan beylerin gücünü daima tahkik edebilirdi.» (H. İnalcık).

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.