Site Rengi

DOLAR 5,6998
EURO 6,3191
ALTIN 269,7
BIST 106.785
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Osmanlı devletinin yıkılışını ve yeni Türk devletinin kuruluşunu kolaylaştıran dış etkenler nelerdir?

08.05.2019
84
A+
A-

200 yılı aşkın bir süredir, açık seçik gözüken, Türk toplumunun geriliğine en büyük neden olarak, yönetici kadronun yeteneksizliğinin gösterilmesi, bugün bile fazla yadırganmayan bir şartlanmadır. İmparatorluğu İttihatçıların batırdığı görüşü, günümüzde bile taraftar bulabilmekte ve hala konu, bu anlayışla tarih kitaplarında yer alabilmektedir. Söylenmektedir ki, toplum, birinci büyük savaşın sonucu batı karşısında yenik düşmüş ve dağılmıştır. Ayrıca sanılmıştır ki, bu sonucu yaratan neden, İttihat ve Terakkinin imparatorluğu, Almanya’nın yanında savaşa itmesidir. Bu görüş, üç yüz yılı aşkın bir süre bocalayan toplumun bocalama nedenini, yöneticilerde ve genellikle yeteneksiz padişahlarda bulan görüşün aynı yöndeki uzantısıdır. Bu yargıyı, 1920 hareketinin önemli liderlerinin de paylaştığı bilinen bir gerçektir. Aslında gerek 1908 ve gerekse 1920 girişimleri aynı yönde hareketlerdi ve amaç, toplumun kapitalist üretime evrilebilmesinin olanaklarını sağlamaktı. Ama bir farkla ki, birincisi daha güçlü bir toplumsal tabana sahip (burjuva nitelikte), fakat dış etkenlerin olumsuz etkisiyle şanssız; İkincisi ise, daha zayıf toplumsal bir tabana sahip, Ama dış dinamiğin olumlu etkisiyle şanslıydı. Tam bu noktada bir soru sorulmalıdır: Bir yanıyla imparatorluğun yıkılımına, diğer yanıyla da 1920 hareketinin başarıya ulaşmasına olanak sağlayan dış etkenler nelerdir? Bu soru, birinci büyük savaşın nedenleriyle, sonuçlarının ne olduğu sorusuna indirgenebilir. Birinci büyük savaşın nedenlerinden biri, kapitalist ülkeler arasındaki çelişmenin, çatışmaya dönüşebilecek bir nitelik kazanmasıdır. Kapitalizmin eşit olmayan gelişme kuramı nedeniyle, yirminci yüzyılın başında büyük ülkeler arasındaki sıralama yeniden bozulmuştu; İngiltere birinci sıradan dördüncü sıraya düşerken, Almanya dördüncü sıradan ikinci sıraya, Amerika Birleşik Devletleri de birinci sıraya yükseliyordu. Fransa ise, ikinci sıradan dördüncü sıraya düşmüştü. Sömürgelerin üç büyük devlet tarafından kapatılmış olması ve Almanya’nın diğerlerine oranla sömürgelerinin yetersizliği, onu yeni sömürgelerin ancak savaşla elde edilebileceği vargısına götürmüştü. Bu durum Almanya’yı İngiltere ile karşı karşıya getiriyordu. Böylece bir yanda İngiltere, diğer yanda Almanya’nın öncülüğünde otuz altı ülkenin katıldığı, milyonlarca insanın öldüğü, milyarlar değerindeki maddi servetin yok olduğu birinci dünya savaşı başlamış oldu. Sömürgelerin yeniden paylaşılması anlamına gelen bu savaşa, Osmanlı devleti de Almanya’nın yanında katılmakta gecikmedi. Bu büyük savaşın çıkış nedenlerinden biri de, kapitalist ülkelerin sınıfsal yapılarında keskinleşen çelişmeleri törpülemek ve giderek sınıfsal bir çatışmaya dönüşmesini engellemektir. Sözgelimi, Çarlık Rusya’sının bu savaşa giriş nedenlerinden biri ve belki de en önemlisi, bu nedenledir. Batı kapitalizminin egemen güçleri bu dönemde, temel çelişmenin geçici bir süre için de olsa, tali bir çelişme ile ört bas edilebileceği bilincine ulaşmıştı. Ama bu bilinç bile Rusya’nın sosyalist üretime evrilmesini engellemeye yetmedi. Dünyanın yeniden paylaşılması ve kapitalist toplumların sosyal yapılarındaki çelişmelerin arka plana atılması amaçlarıyla başlatılan birinci büyük savaşın sonucunda, dünya kapitalist sistemi önemli kalelerinden birini yitiriyor ve sistemin bağrında onarılması olanaksız büyük bir gedik açılıyordu. Böylece dünya, kapitalist ve sosyalist sistem diye iki kampa bölünmüştü. Bu bölünme, kapitalist ülkeler arasındaki çelişmelerin tali plana geçmesi demekti. Bu çelişme, dünyada var olan başka bir çelişmenin de ön plana geçmesine olanak sağlamıştı: Bu, sömürge halklarla, anavatan arasındaki uyuşmazlıktır. Birinci dünya savaşının sonunda, dünyanın iki sisteme bölünmesi, 1920 hareketini olumlu yönde etkileyen önemli bir faktördür. Çünkü 1917 Ekim’inde Rusya’da devrim başarıya ulaşınca, batı emperyalizminin temel hedefi yön değiştirmişti. Onlar (batı kapitalizmi) biliyorlardı ki, uluslararası kapitalizm için, Rusya’da kurulan bu rejim ciddi bir tehlikedir. Yıkılması ya da en azından kuşatılarak tecrit edilmesi gerekir. Doğu Akdeniz’i kontrol eden İngiltere için, bu nokta özellikle önemlidir. Batı kapitalizmi için bu amaç önemli olunca, Türkiye sorununun onlar için ne kadar hayati bir önem taşıdığı kendiliğinden anlaşılmaktadır. İlk başlarda emperyalist ülkeler, Türkiye’nin komşusu olan tampon devletler vasıtasıyla (Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan), Türkiye ile Rusya’nın sınırlarını kapamak istemişlerdi. Öte yandan, emperyalizmin jandarma kuvveti olan Yunanistan da Türkiye’yi istila edecekti. Böylece hem Türkiye paylaşılacak ve hem de Rusya güneyinden kuşatılmış olacaktı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.