Site Rengi

DOLAR 5,8091
EURO 6,4250
ALTIN 272,7
BIST 108.786
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 12°C
Az Bulutlu

Menopoz Nedir: Belirtileri Nelerdir? (Detaylı Rehber)

Menopoz Nedir: Belirtileri Nelerdir? (Detaylı Rehber)
22.04.2019
211
A+
A-

Menopoz, her hanımın başından geçen bir olaydır. Ne var ki, -daha düne kadar- kadınların hayat ortalamasının çok düşük olması, çoğunun menopoz çağını yaşamaya bile olanak bulamadan vefat etmelerine neden olmaktaydı. On dokuzuncu yüzyılda, örneğin 1841 yılında, 45 yaşında bir hanımın bundan fazla yaşayabilmesi için kendisine yüzde 50 şans tanınırdı. Günümüzde hanımların ömür süreci ortalamasının 75 “yıla kadar uzamış olması kuşkusuz sevindirici bir olaydır. Dünyada nesil verdikten sonra, çok uzun yaşayabilen tek yaşam türünü de insanoğlu oluşturmakta. Erkekler bazen 70’li yıllara dek baba olabilme özelliklerini sürdürebiliyorlar. Hanımlarda annelik olanağı 40’lı yaşlarla sınırlı kalıyor. Resmi kayıtlara göre dünyanın en yaşlı annesinin Kaliforniyalı RUTH KİSTLER olduğu bildiriliyor. Guinness rekorlar kitabı Amerikalı kadının 57 yaşı 129 gün aştıktan sonra dünyaya bir kız çocuk getirmiş olduğunu yazıyor.

Öte yandan bir hanımın yaşını söyleyip, anne olup olamayacağını sorması, tartışması kendisine de biraz ters düşen bir olay olsa gerek. Hanımların, neden 40’lı yaşlara biraz kaygıyla baktıkları, hatta neden yaşlarını söylemekten biraz sıkılır gibi olmalarının biraz da böyle nedenlerden kaynaklanması doğaldır. Bazı bilimsel öykü yazarları, 40’lı yaşlara “ KÜKREYEN YAŞLAR” ,‘ “ HASSAS YAŞLAR” , “ KARARSIZLIK YAŞLARI” diyorlar. Bizler, 40’lı, 50’li yaşlara “ DOSTUMUZ OLAN YAŞLAR” diyoruz. Kaygı ve korku daima bilgisizlik karanlığından kaynaklanır. Aydınlatılma, kadının kendine güven duygusunu güçlendirir, kaygıyı korkuyu atmasına büyük ölçüde destek sağlar.

Menopoz nedir?

Menopozun basit-sade tarifi: Aylık rahatsızlık (veya adet görme aybaşı) halinin sona ermesidir. Aylık rahatsızlık şöyle olur: Beynimizin kozalaksı (hipofiz) bezi, yumurtalığa her ay bir emir gönderir ve bir yumurta hazırlayıp döllenmeye hazır tutmasını söyler. Menopoz başlayınca, yumurtalık beynin emirlerine artık itaat etmez. Yumurtayı olgunlaştırması yolundaki talimatı dinlemez ve bu işlevden vaz geçer. Yumurtalık ayrıca ay boyunca, “ÖSTROJEN” ve “PROJESTERON” denen ve miktarı değişen (dalgalanan) dişilik hormonlarını da üretir. Yumurta, daha kız çocuğun yumurtalığında doğumdan itibaren mevcuttur.

Böylece, doğuştan mevcut dediğimiz bu yumurta stoku, 30-40 yıl sonra artık tümüyle tükenmiş olur. Ancak beynimizin hipofiz bezi, yine de yumurtalığa -hem de giderek artan bir ısrarla emir göndermeye devam eder. Bazen böylece yumurtalığı, daha birkaç ay olsun eski görevini sürdürmeye ikna eder. Sonunda yumurtalık hormon üretimi görevinden de tümüyle vaz geçmeye başlar. Hormon üretiminin azalması, döl yatağının iç çeperinin gelişmesini engellemiş olur. Böylece de yumurta artık rahime düşmez ve aylık rahatsızlık hali ortadan kalkar. Buna adetten kesilme hali denir.

Menopoz nasıl olur?

Menopoz ani başlayan bir olaydır. Yıllarca yaşanan (mutlu) aylık hallerin arkasından bir gün bu durum ortaya çıkıverir ve kadın bir daha aylık rahatsızlık görmez. Bazı hallerde geçiş dönemi biraz daha yavaştır. Bir-iki devre adet görülmez, sonra yine görülüverir aralıklarla kesilmeler sürer ve nihayet işlev tamamen sona erene dek bu böyle devam eder. Yaşı 50’nin altında bir hanımda artık bir yıl süreyle aylık kanama olmadı mıydı, ya da yaşı 50’nin üstünde bir hanımda altı ay süreyle kanama olmadı mıydı, büyük bir olasılıkla artık aylık rahatsızlık hali sona ermiş demektir.

Bu tür küçük rahatsızlıkların düzensizliklerin başladığı aylar ya da yıllar için MENOPOZ ÇAĞI deyimini kullanıyoruz. Tıp dilinde KLIMETERYUM terimi de kadının üretken döneminden üretken olmayan dönemine geçişi için kullanılır.

Menopoz sırasında, aylık rahatsızlıkların beklenmedik şekilde ve ağır bir seyir izleyerek ortaya çıkışı, kan pıhtısı salgısı, keza cinsel ilişkiden sonra veya normal zamanlar arasında başlaması, kabul edilemez. Bunlar normal menopoz belirtileri olamaz. Hemen bir uzmana görünmekte yarar vardır.

Menopoz ne zaman olur?

Kadınlarda menopozun başlangıç yaşında, geniş çapta değişiklikler izlenmektedir. En yaygın olanı, 36 ve 56 arasıdır. Kadınların yüzde 5’ inin son adet görme yaşının 48.5 olduğu saptanmıştır. 56 yaşında kadınların yüzde 99’u adetten kesilir.

Menopozun başlama yaşı konusunda aileden sağlanan bazı bilgiler, ipuçları bulunabilir. Örneğin kadınlar çoğu kez annelerinin yaşında menopoza girebilirler. Yaşlıca hanımların, ilk aylık rahatsızlıkları ve son aylık rahatsızlıkları hakkında anlattıkları şeyler genel olarak doğrudur. Yine de her hanımda “ Menopoz ne zaman başlar” , bunu kesin olarak önceden hesaplamanın olanağı yoktur. Bazen beynin hipofiz bezinin salgıladığı ve yumurtalığı uyarmaya yarayan hormonun miktarı menopozun yolda olduğunu gösteren iyi bir işaret. Kadına huzursuzluk vermeye başlayan aksayan aylık rahatsızlıklarda menopozun habercisi olabilir. Fakat böyle hormon analizleri ne gerekli ne de yeterince açıklayıcı niteliktedir.

Yararlı testlerden birisi (SMEAR) test’idir. Kadının vücudundaki hormon miktarı vajina çeperlerinden çıkan salgı maddesinin incelenmesiyle saptanır. Kanser araştırmasında da aynı test yapılır: Vajina çeperlerinin bıraktığı dokuların türleri saptanmaktadır. Test sırasında Matürasyon göstergesi, dokuların yapısal durumunu bununla bağımlı olarak da, vücutta bunların olgunlaşmasını sağlayan ne kadar (östrojen) hormonu bulunduğunu gösterir. Tüm bu test’ler zamandan zamana değişebilir, aynı kadında menopoza yakın dönemde de farklılıklar gösterebilir. Her hanım yine de kendi menopoz dönemini er veya geç 50 yaşa göre planlamalıdır. Milattan sonra 6’ncı yüzyılda bile bu yaş yine menopoz dönemi olarak bilinirdi. Demek ki yüzyıllar içinde değişen fazlaca bir şey bulunmuyor.

Doğum Kontrol önlemleri ve menopoz

Menopozun en belirgin işareti kuşkusuz aylık kanama halinin durmasıdır. Kanama, çoğu kez başka durumlarda da: Ağır gerilim veya hastalıklar, aniden ve büyük ölçüde kilo kaybı, kaza veya büyük yoksulluk sıkıntıları ve en önemlisi de hamilelik gibi hallerde aylık rahatsızlık kesilmektedir. Hamilelik en son düşünülen şeydir ve en çok baş ağrısını da bu oluşturur. Her kadın, tam adet değişim dönemine yakın “ Hamile kalan” bir kadını tanıyan başka bir kadını tanımaktadır ve kırklı yaşların sonuna doğru bir kadının hamile kalması kadınlar arasında dehşet veren bir olay olarak nitelenir.

Olaylar gerçek açısından çok farklıdır. Çok az hanım böyle yaşlarda hamile kalır. Bir defa, bu yaşlarda 20 ve benzeri yaşlara oranla çok daha az üretkendirler. Doğum kontrol önlemi, menopozun başlama döneminde de sürdürülmeli, yaşı 50’nin altında hanımlarda da son adet görme tarihinden sonra 12 ile 18 ay geçmeden önlemler bırakılmamalıdır. Yaşı 50’nin üstünde hanımlarda ise -her ne kadar- 6 aylık bir dönemden sonra aylık rahatsızlığın yeniden görülmesi olağan değilse de korunma önleminin 1 yıl sürdürülmesi gerekir.

Menopoza yakın dönemlerde, maalesef, bazen hamilelik testleri yanlış olarak müspet belirti verirler. Bunun nedeni de beynin hipofiz bezinin salgıladığı uyarıcı hormonun kanda dolaşmasıdır. Böyle bir müspet (hamilelik testi) hemen doktorla tartışılmalıdır. Danışmadan sonra sonucun yanlış olduğuna iyice kanaat getirilmelidir.

Amerika’da yapılan bir toplumsal araştırma, ülkede 40’lı yılların sonunda veya 50’li yılların başında olan kadınlarla kocalarının üçte birinin sürekli korunma önlemi almaktan yana olduklarını gösteriyor: Bazen ya erkeğin, ya da kadının kısırlaştırılması yoluna gidiyorlar. Bazen de kadının herhangi bir nedenle rahmini tamamen aldırmış olması mümkün. Elbette böyle durumlarda artık doğum kontrol önlemine gerek kalmıyor.

Keza rahim kapağı veya erkeğin korunması yine en güvenilir yöntemleri oluşturmakta.

Menopoza yakın dönemde, ağızdan alınan kombine doğum kontrol hapı elbette tavsiye edilecek bir yöntem değildir, zira damarlarda kan pıhtılaşmasına ve tıkanmaya neden olabilir. Çoğu hanımlara otuzlu yaşların sonuna doğru ve kırklı yaşların başlarında hapa devam etmemeleri tavsiye edilmiş olmalıdır. Hapta ısrar eden bu dönemdeki hanımların sadece “ PROJESTEOJEN ONLY” denen ilacı kullanmaları olasıdır. Bunun dayan etkileri biraz üzücü olabilir: Aylık rahatsızlığın atlaması sonra aşırı kanamayla başlaması gibi. Özellikle bu ikinci rahatsızlık nedeniyle böyle bir hapa kırklı yaşların sonuna doğru ilk kez başlamak tavsiye edilemez. Ama kadın hapı zaten son dört-beş yıldır kullanmaktaysa ve bunun neden olabildiği kanama şeklini iyi bilmekteyse, o zaman hiçbir sakınca olmadan kullanmaya devam edebilir. (Projestoren hapı rahimi, olgunlaştırılmış yumurtayı kabule hazırlayan projesteron hormonuyla ilintilidir).

Menopozun etkileri

Menopozla birlikte hanımların büyük çoğunluğunda üç tip rahatsızlık belirtisi izlenmektedir. Ancak bu, her hanım bu üç rahatsızlığı hissedecektir anlamında anlaşılmamalıdır.

Bunlar -ani hararet basması; gece terleme; ve vajina kuruması (kayganlığın) azalmasıdır. Tüm bunlar, kan dolaşımında östrojen hormon miktarının düşmesinden oluşur. Ayrıca hanımlar şikayet etmese de bilmedikleri bir diğer husus vardır, bu da kemiklerde kalsiyum kaybıdır ki kemiklerin incelmesine neden olur.

1.Hararet basması

Menopozdaki hararet basması olayının nedeni tam olarak bilinemiyor. Bazı kadınlar menopozda böyle bir duruma düşmüyorlar, yahut pek nadir olarak hararet hissediyorlar; oysa bazı kadınlar bunu birkaç ay bazen de şiddetli şekilde hissediyorlar. Hararet sonra yavaş yavaş azalarak sona eriyor: -Ender de olsa bazı hanımlarda bir iki yıl sürdüğü izlenmektedir.

Hararet basması hanımlarda menopozdan önce olmaz, normal olarak da aylık rahatsızlık kesildikten sonra bir yıl kadar süre içinde hissedilmez. Kan akımında bulunan östrojen hormonu miktarının bir hararet kuşağı oluşturduğu görüşü benimsenmiştir. Eğer kandaki östrojen miktarı bu miktarın üstünde veya altındaysa o zaman hararet basma olayı izleniyor. Yine bu hararet kuşağının hanımlara göre değiştiği, bazılarında dar olduğu, diğerlerinde ise geniş olduğu ve genel olarak da bu gruptaki hanımlarda hararet kuşağının daha uzunca sürdüğü izlenmektedir. Bazı hanımların çok sıcak şeyler -çay, kahve, çorba- içmelerinin de olayda etkili olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle böyle bir dönemde, hararet basması eğer bir sorun oluşturuyorsa, bu tür alışkanlıklara bir süre ara vermek akılcı bir yöntem oluşturacaktır. İçinde bulunduğumuz yıllarda, menopozda hararet basması ve nedenleri konusunda büyük çapta bir araştırma başlatılmış derin incelemelerde bulunulmuştur. Ama hâlâ tam olarak tatmin edici bir sonuç elde edilememiştir.

2.Gece terlemeleri

Bu olay gündüzleri olan hararet basmasından farklıdır ve mutlaka gündüz hararetleriyle birlikte oluşması gerekmemektedir. Uyku açısından ciddi şekilde rahatsızlığa yol açabilir. Bazı hanımlar çarşafları iki hatta üç kez değiştirmek zorunda kalır gece yarısı düşü alırlar. Sabahleyin de bitkin uyanır, günlük işlerini normal şekilde yapabilecek enerjiden yoksul kalırlar. Bunun geceleyin oluşan rahatsızlığın doğal sonucu olması normaldir.

3.Vajina kuruması

Menopoz sırasında oluşan bu rahatsızlığı çoğu hanımlar şikayet konusu yapmaya utanırlar. Bazı hanımların doktora tek şikayetleri ise budur. Aslında menopoz yıllarının en sıkıcı zorluğunu bu durum oluşturabilir. Östrojen, vajinanın çeperlerinin (iç duvarlarının) temiz pak olmasını ve cinsel ilişki sırasında kayganlaşmasını sağlar. Östrojen hormonun miktarının düşmeye başlamasıyla da vajinada dramatik değişiklikler başlar. Çeper dokuları incelip zayıflamaya başlar. Bunun sonucunda da, organın yakınında yaşayan mikropların çoğunun istilasına uğrar.. Böylece vajina hastalıkları ve akıntı sorunu ortaya çıkması çokça görülen olaylardandır. Vajinadan başka idrar yolu (üretra) da östrojen hormon miktarına karşı hassastır. Menopoz çağında birçok hanım, hastalık olmadığı halde, küçük ihtiyaçları için dışarı çıkarken ağrı ve yanmadan şikayet ederler. Böyle durumlarda antibiyotik kullanmak, zaten vajinanın içinde bulunan mikropların iltihap oranını olumsuz yönde etkileyebilir. Sorunu daha da artırmış olur.

İnce çeperli vajina, yukarıda da anlatıldığı gibi, seks sırasında yetenince kayganlaşmaz. Bu da tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan sözcüklerindeki gibi bir duruma neden olur. Seks rahat olmadığı için azalmaya başlar, azaldıkça da vajina daha da az ihtiyaca cevap vermeye başlar.

Erkeklerin de olgun yaşlarında sorunları vardır. Çoğu artık seksle ilgilenmemeye başlarlar. Yahut da önceki yıllarındaki kadar başarılı görünmezler. Bazıları, hanımın biraz çekimser davranmasından sonra da adeta hayatın bu doruk zevklerinden birini bırakmaktan adeta memnun olurlar. Taraflar böyle bir durumu birlikte ve memnunlukla kabul ederlerse durumun kabul edilmesi gayet normaldir.

Ne var ki çoğu çiftlerde, bu aksilikler, bir sürtüşme (münakaşa-huzursuzluk) nedeni olmaktadır. Seks’in insan ilişki terinde önemli bir yeri vardır Birbirini seven çiftlerin, yaşları ne olursa olsun, seks ilişkisinin zevk, rahatlık ve güvence duygusunu alıp vermeleri gerekir. Birçok kadın, bir kez menopoz dönemi geçti mi, hamilelik de tümüyle olanak dışı olunca kendilerini daha da özgür hissetmeye başlar, seks yaşamlarında da önemli düzelmeler ilerlemeler hissederler. Hatta cinsel duygularının eskisinden bile iyi olduğunu fark ederler. Ne hayat, ne de seks yaşamı, aylık rahatsızlıkların sona ermesiyle sona ermez. Vajinayı vazelinle kayganlaştırmanın yararı yoktur. En iyisi operatör ve doktorların aygıtlarını kayganlaştırmak için kullandıkları K.Y.JELLY maddesidir. Hormonsuz olan bu madde gereken tüm ihtiyacı sağlar. Alternatif, ağızdan alınan hormon ilacı veya vajinaya ithal edilen hormon kremidir. (Bu konuyu tam olarak daha sonra tartışacağız). Ancak hormonların bir tür Afrodizyak yani seksi artıran madde olmadığını hatırdan çıkarmamak gerekir. Hormon telafi tedavisi, cinsel ilişkiyi daha rahat hale getirir kişiyi daha mutlu eder. Ama aradan yıllar geçmişse, bu tedavi kaybedilen cinsel arzuyu hemen yerine yeniden koyamayabilir. Genellikle cinsel arzu eksikliğinin kişinin kendini azımsaması, küçük depresyonlar, geçirmesi hayattan tatmin olamaması gibi nedenleri vardır. Tüm bu sorunlar hormon telafi tedavisiyle düzeldiği gibi orta yaşlılarda sorunların danışma yoluyla çözümlenmesinin de büyük yararları görülmektedir.

4.Kemikler

Kadınların kemikleri oldu olası erkeklerinkine oranla daha az güçlüdür. Yine de menopoz zamanında, kemikler kalsiyum kaybı sonucunda biraz incelirler. Yaşlı kadınlar, kazara düşüş sırasında yaşlı erkeklere oranla daha çok bilek ya da kalça kemiklerini kırma şansına sahiptirler. Bu kemik kırılmasını önleyecek birkaç yol vardır. Ağızdan kalsiyum almak maalesef pek etkili değildir. Egzersiz (hareket) kemikleri güçlendirmenin en önemli çarelerindendir ama maalesef hanımlar olgun yaşta hareketin önemini unuturlar. Artık okula çocuk götürme gibi sorunları kalmamıştır. Her yere taşıtla gitmeyi yeğlerler. Bedensel hareketsizliği alışkanlık haline dönüştürürler. Östrojen hormonları kemik kaybını önler ancak doktor denetimi altında tedavi olduğu zaman. Hormon telafi tedavisi sona erince kemikler yine incelmeye başlar.

Menopozun bunların dışında doğrudan etkisinden oluşan pek az şey vardır. Östrojen hormonu yoksunluğuyla doğrudan bağımlı yegane diğer arıza, burun kurumasıdır. Bazı kadınların menopoz dönemine girmesine yakın en birinci şikayetlerini burunlarının içinin kuruyup çatlaması oluşturur. İnsanı gerçekten çok rahatsız eden bir olaydır. Buruna yerel olarak uygulanan hormon kremi durumu düzeltir. Bunların dışında da özellikle menopozla bağımlı başkaca rahatsızlık yoktur. Aynı yaşta kadınlarla erkekler üzerinde araştırmalar yapılmış ve göstermiştir ki baş ağrısı, bellek zayıflaması, dikkati yoğunlaştırma zorluğu ve depresyon hem erkekte hem de kadında ellili yaşlarda artıyor. (Hatta şaşılacak bir başka husus erkeklerin de içinde hararet basmasından şikayet edenler de bulunması. Bunların hepsi orta yaş sorunu olup menopozla ilintileri bulunmamaktadır.

Orta yaş durumu

Menopozla hiçbir ilintisi olmadan, sorunların tümü demet halinde, 40’lı 50’li yaşlarda kadınları, erkekleri bulur. Yaşlıca ve giderek ilgi isteyen anne-babalar ilgi isteyen çocukların yerini almaya başlarlar, yaşı yirminin altında çocuklar aileye sorunlar getirirler, bazı evlilik ilişkilerinde mutsuzluk belirir, iş hayatı daha az tatmin etmeye dostlarda, yakınlarda ciddi rahatsızlıklar hatta ölüm olayları başlar. Böyle bir kriz dönemi içinde kadınlarda menopoz da dert küpünün içindeki sorunlara katılır ve iyice karıştırır.

Menopoza atfedilmeyen pek az hastalık bulunduğuna şaşmamak lazım. Her hastalığın menopozla ilintisi olduğu zannedilir. Oysa büyük annenin bunaması veya torunun gizli gizli sigara gibi kötü alışkanlıklar edinmesi, hormon tedavisiyle giderilecek şeyler değildir. Bu sorunlar kendiliklerinden oluşmuştur ve östrojen verilse de tedaviyle ortadan kalkacak türden şeyler değildir. Hepsinin kendi bünyesinde çözümlenmesi gereklidir. Ancak böyle yaşlarda, erkeklere de kadınlara da, orta yaş sorunlarını çözümleyebilmeleri için gerçekten yararlı danışmanlık yardımları sağlanabilir. Yaşamı yeniden gözden geçirmek belki de yeniden planlamak, evin dışında faaliyetler çok yapıcı etki sağlayabilir. Bir kez aileyle ilgili sorumluluk duygusu artık gerilerde kaldı mı birçok erkek ve kadın tam yeteneklerine sahip olur ve yıllarca sadece düş aşamasında kalan özlemlerini gerçekleştirme olanağı bulabilirler.

Menopoz yıllarında sağlığa özen gösterilmesi

Yaşam boyunca, kişinin sağlığına ilgi göstermesinin en önemli gereksinimlerden birisi olduğunu söylemeye gerek yoktur. Hanımların sağlıklarına gösterdikleri özenin önemi hiçbir zaman menopoz devresindeki kadar olamaz. Bu dönemde bir kadın kendini tepeden tırnağa kontrolden geçirtmeli, kilosuna dikkat etmeli (menopoz şişmanlatmaz-yemek şişmanlatır), tansiyonunu, göğüslerini rahim ağzını rahmini muayene ettirmelidir. Kısacası menopozdaki hanım kendini tepeden tırnağa gözden geçirmiş olmalı, bünyesinde doğru bulmadıklarını mümkünse düzeltmeli, böylece her şeyin mükemmel olduğundan emin olarak ilerisine güvenle bakmalıdır.

Yapay menopoz

Şimdiye dek menopozun doğal şekilde oluşmasıyla ilgili bilgiler verildi. Birçok hanım menopozu yapay şekilde yaşamaktadırlar. Rahmi alınmış olan hanımlar, adet görmezler. Ama rahmin gerisinde yumurtalık kalmışsa, bu organ işlevlerini sürdürmeye devam eder ve östrojen hormonu üretir. Bu hanımlar menopozun diğer rahatsızlıklarını, hararet basması, gece terlemelerini normal zamanda hissedebilirler. Tabii ki aylık rahatsızlık (adet) ameliyatın hemen ardından sona erer.

Eğer ameliyat sırasında yumurtalık da birlikte alınmışsa o zaman menopoz yukarıda anlatılan tüm ayrıntılarıyla öne alınmış demektir. Haliyle, vücut, beyindeki hipofiz bezinin yumurta üretmesi yolundaki talimatına uyum sağlamayacağından aküt (ciddi) bir menopoz durumu oluşur ve kadının bu duruma uyum sağlayabilmek için acilen bir hormon telafi tedavisine ihtiyaç göstermesi mümkündür. Operatörlerin, her iki yumurtalığı birden almasından sonra, yarayı dikerken, içine bir östrojen hormon dozu koyması yaygın bir uygulamadır. Böylece kadının ayrıca menopoz rahatsızlığı duymaması sağlanır, bünye buradan her gün belirli düzeyde normal hormon salgısı sağlar ve ameliyatın hemen ardından başlayan dönem başkaca sorun olmadan atlatılır.

Radyum ve radyografi (X ışınları) Menopozu

Yirmi yıl önce oldukça yaygın bir uygulama vardı. Aylık rahatsızlıkları ağır geçen hanımların rahmine -geçici olarak- belirli dozda bir miktar radyum konur, böylece diğer adet görme olaylarının önü alınırdı. Yumurtalıklar da radyumun etkisi altında çekilip, büzülürdü. Buna benzer bir sonuç da röntgen (x) ışınlarıyla elde edilirdi: Bu yöntemlerle tedavi edilen kadınlarda sık sık şiddetli östrojen hormonu yoksunluğu rahatsızlıklarına rastlanırdı. Tedaviden sonra rahim ve rahim kanalının her ikisinin muntazam ve yıllık kontrolden geçirilmesi çok önemliydi. Çünkü bu tür tedavilerin kadınlarda kanser olayına daha sık rastlanabilmesine neden olduğu düşünülmekteydi.

Hormon telafi tedavisi

Daha önce de gördüğümüz gibi, östrojen (hormonu), normal yumurtalıkların salgıladığı bir maddedir ve menopozdan sonra da burada küçük bir miktar östrojen üretimi devam etmektedir. Ancak östrojenler vücudun diğer kısımlarında da üretilir. Böbreklerimizin üstünde bulunan /böbrek üstü/ adrenal bezleri ve cildin altında yağlı dokular en önemlilerdir. Yumurtalıklar işlevlerini sürdürürken, diğer kısımlar pek az etkili hormon üretiminde bulunurlar, ama menopozdan sonra bazı kadınlarda her iki kaynak mütevazı miktarda da olsa menopozun arzulanmayan rahatsızlıklarını uzak tutmayı sağlayacak kadar hormon üretir. Bu nedenledir ki her kadının östrojen tedavisine ihtiyacı olmaz.

DOĞAL ÖSTROJENLER: Bu hormonlar kaynağı insan olmayan doğal kaynaklardan sağlanır. Bir türü mesela hamile kısrakların idrarından sağlanır.

YAPAY ÖSTROJENLER: Tümüyle hiçbir doğal bağlantı olmadan kimyasal esaslara göre hazırlanır. Elimizde, menopoz öneminde hanımlar tarafından normal dozlarda kullanılan bu ilaçların hangisinin diğerinden çok daha iyi olabileceği yolunda tam tatmin edici bir kanıt bulunmuyor. Fakat birçok doktorların doğal östrojenleri yeğledikleri bilinmektedir.

Östrojenler dört ayrı yoldan verilebilir. Ağızdan, iğne (enjeksiyonla), yerleştirme metodu ve krem (merhem) şeklinde yerel uygulamayla. Östrojenler hangi yoldan alınırsa alınsın, alınma şekline yön veren tek bir esas vardı: Kadının rahmi olup olmaması!

Rahim varsa

Östrojen, belirli devreler halinde projesteron hormonuyla birlikte alınmalıdır. Projesteron her devreye 7 ile 13 günlük dönemler halinde dahil edilir. Çoğu müstahzarlar hazır paketler halinde satılmakta, tıpkı doğum kontrol hapları gibi sağlanmaktadır. Projesteronun görevi rahimin aylık rahatsızlıklar sırasında olduğu gibi iç çeperinin olgunlaşmasını sağlamaktır. Hapları alma devrelerinin her birinin sonunda kanama olabilir. Bu planlanan ve beklenen bir olaydır. Hastanın hiçbir kaygıya kapılmasına gerek yoktur.

Rahim alınmışsa

Eğer rahim alınmışsa ilaveten projesteron hormonu almaya gerek kalmaz. Çünkü artık rahimin iç çeperlerinin olgunlaştırmasına gerek kalmamıştır. Östrojenlerin de karşıt etkisi kalmamıştır. Ancak östrojen yine de devreler halinde alınmalı, böylece bu hormona karşı hassas dokuların sürekli uyarı etkisi altında tutulmaması sağlanmalıdır: Örneğin göğüsler gibi. Bunu anımsamanın en kolay yolu ayın birinci gününden yedinci gününe dek hap almamaktır. Alınan hap miktarının bu uygulamaya göre 21 hap ile 24 arasında değişmesinin önemi yoktur. (Bazı otoriteler göğüslerin korunabilmesi için yine de projesteronu da tavsiye ediyorlar.)

Hormon telafi tedavisinin yararları

Östrojen, menopozun (Hararet basması-gece terlemeleri ve vajina kuruması) gibi rahatsızlıklarını ortadan kaldırır. Ancak bu komple tedavinin sonucunda sağlanan bir olaydır. Hemen ilk aşamada beklenemez. Bu tedaviyle, (osteo-porosis) denen kemiklerin incelmesi olayının da dramatik şekilde durduğu saptanmıştır. Ancak bu olumlu etki, ilaç tedavisinin sona ermesiyle birlikte ortadan kalkar.

Rizikolar

  1. Östrojenlerin, kan pıhtılaşmasını ve kalp hastalığı tehlikesini artırdığı yolunda görüşleri doğrular nitelikte açık bir kanıt elimizde bulunmamaktadır. Fakat, önceden -yüksek tansiyon da dahil- bu tür sorunları olan kadınların, östrojen tedavisine başlamadan önce çok dikkatle muayeneden geçirilmeleri şarttır.
  2. Östrojen tedavisi gören hanımlarda göğüs kanseri tehlikesinin arttığına dair elimizde yine bir kanıt bulunmuyor. Ancak yaşı 50 ve daha yukarı hanımların gençlere oranla daha çok riziko altında bulundukları biliniyor. Bunun bilincinde olmak gerekir ve muntazam kontroller ihmal edilmemelidir. (GÖĞÜSLER HAKKINDA GERÇEKLER kitabımıza bakınız).
  3. Sadece Amerika’da rahim kanseri olaylarında artış görülmüştür. Östrojen tedavisi sırasında sayıda dalgalanma izlenmiş, tedavinin bırakılmasından sonra azalma görülmüştür. Amerikalı kadınlar yaygın şekilde ve uzun yıllar ilaca devam ediyorlardı. Ba zen 70’li 80’li yaşlara kadar ilaç alanlar vardı. Bu uygulama Avrupa’da görülmemektedir. Amerika’da ayrıca östrojen ilacına ek ve koruyucu olarak projesteron eklenmemişti. Bu nedenle İngiltere’de devreler halinde östrojen haplarını projesteron ile birlikte alan kadınlarda böyle olaylara rastlanmamıştır. Ek hormonun işte bu nedenle alınmasında yarar vardır ve bunun için de biraz bıktırıcı da olsa kanama sonuçlarına katlanmak gerekir. Rahmi alınan kadınlarda ise haliyle bir rahim kanseri tehlikesi söz konusu olmadığından böyle bir tehlikeyi düşünmenin yeri kalmamıştır. Bu arada ilgi çekici bir başka nokta da Amerika’da rahim kanserinin artmasına karşın (Bu hastalıktan ölüm oranlarında) artış olmamasıydı. Daha çok kadının hastalığa yakalanmasına karşın hastalık erken teşhis edilip tedavi edilmişti.
  4. Hormon telafi tedavisi uygulayan kadınlarda safra kesesi taşları olayına daha sık rastlandığı görüşü vardır.

Hormon yerleştirme metodu

Rahimin alınması sırasında ameliyat yeri dikilirken östrojen hormonlarının yerleştirilme ilkesinden daha önce de bahsetmiştik. Buna ek olarak östrojenin karın cildi altına yerleştirilmesi ve buradan bünyeye sürekli olarak hormon salgılaması gibi basit bir yöntem daha vardır. Bunun yararı, her gün hap alma zorunluluğunun ortadan kalkmasıdır. Buraya yerleştirilen hormon dozu tümüyle emilip bitirilene dek 3-4 ay gibi bir süre işlev görür.

Rahmi olan hanımların her ay 7 ile 13 gün gibi bir süreçle ek olarak projesteron alması gereklidir. Rahim yoksa bu ek hormona da gerek yoktur. Uygulamada sık rastlanan bir diğer yöntem de, östrojen hormonu -yerleştirme metoduyla- kullanılıyorsa bunu (erbezi hormonu olarak bilinen) testosteron ile birlikte almaktır. Tamamen erkek hormonu ise de kadınlarda bir miktar bu hormondan üretirler. Testosteron hormonunun eklenmesinin kadında cinsel arzuyu (dürtüyü) artırdığı ve yarar sağladığı bildirilmektedir. Bunun kadında erkeksi etkiler oluşturduğu bıyığa benzer tüyler çıkardığı doğru değildir. Bazı olgun yaşta hanımlarda bu yaşta hormon tedavisi görsün görmesin bazı yüz kılları belirmektedir.

Östrojen iğneleri

Avrupa’da sık uygulanmayan bir metottur. Yağlıca bir ilaçtır, şırınga edilmesi güçlükler oluşturmaktadır. Hormon yerleştirme metoduna göre daha az tatmin edici etkisi vardır.

Östrojen kremi (Merhemi)

Yukarıda da bahsedildiği gibi hormon kreminin kullanıldığı iki önemli koşul vardır, vajinanın kuruması ve cinsel ilişki sırasında güçlük oluşturması ve burun bezlerinin kuruması. Östrojen en alt düzeyde kullanıldığı 6u krem şekliyle bünye tarafından özümsenir. Yan etkisi ve rahatsızlığı konusunda pek az şey biliniyor.

Bu tedavi uygulandığı süreç içinde etkilidir. Çoğu hanımlar bunu bir tür antibiyotik tedavisi gibi zannederler. Örneğin bir iltihap (enfeksiyon) tedavisi gibi, sanır, enfeksiyonunun ortadan kalkmasıyla da tedavinin sona erdiğini zannederler. Bu nedenle de hormon tedavisi sırasında rahatsızlık ortadan kalkınca tedaviye ara verirler; ancak rahatsızlıklar yeniden başlayınca buna hayret ederler. Menopoz sırasında östrojen tedavisi, bir yara bir iltihabın antibiyotikle tedavisi değildir. Uzun süren bir tedavidir ve etkisini ancak ilaç alındığı (sürekli tedavi) sırasında hissettirir.

Hormon telafi tedavisi sırasında hanımların gözetimi

Hanımların hormon telafi tedavisine başlamadan önce, tam sağlıklı raporu almaları gerekir. Doktoru geçmişindeki sağlıkla ilgili olayların tüm ayrıntılarını iyi bilmeli, bunları güncel duruma uygulayıp bağdaştırabilme yeteneğine sahip olmalıdır. Önce de bahsedildiği şekilde, yüksek tansiyonu olan, kan pıhtılaşması veya koroner tıkanıklığı bulunan hanımların hormon telafi tedavisinden kaçınmaları gerekebilir.

Keza, şeker hastalığı veya aileden kalma yüksek kolesterol (kanda yüksek oranda yağ) sorunu olan, kronik karaciğer hastalığı bulunan kadınların da hormon telafi tedavisinden kaçınması gerekebilir. Sigaranın da tehlikeli bir alışkanlık oluşturduğu, erkeklerde de kadınlarda da kalp hastalığına yol açabildiği biliniyor. Bu nedenle doktorların çok sigara içen hanımlarda hormon telafi tedavisine başlamak istememeleri doğaldır. Fiziksel (bedensel) açıdan da doktorun klinik ve laboratuvar aracılığıyla kadının -hormon telafi tedavisine başlamadan önce- herhangi bir ciddi rahatsızlığı bulunmadığını anlaması önemlidir. Bu araştırmalara göğüsler, rahim ağzı smear araştırması, ayrıca rahim içi dokuların da incelenmesi dahil edilebilir.

Hormon telafi tedavisi gören her kadının altı ayda bir tansiyonunu kontrol ettirmesi, kendi göğüslerini kendisi muayene et meyi öğrenmesi, bunu muntazam olarak uygulaması önemlidir. Yıllık smear testi yaptırması gerekir. (Günaydın Modern Tıp Ansiklopedisinde anlatılmıştır). Smear muayenesine rahim içi dokuların da incelenmesi dahil edilebilir. Tabii bu araştırma rahimi olan hanımlar için söz konusudur.

Tedavinin süreci

Menopozun etkilerinden oluşan rahatsızlıkların tedavisi ekseri iki-üç yıl kadar sürebilir. Önceden de açıkladığımız gibi, rahatsızlıklar ortadan kalkar ve hararet basma olayı da, östrojen hormon miktarı belirli bir düzeyin altına inince, sona erer. Çoğu hanımlar, hemen her zaman iki yıl kadar süren bir tedavi yöntemi uygulandıktan sonra, buna üç veya altı ay kadar ara verirler. Hanımların çoğu, bu süreç içinde artık yeniden tedaviye gerek kalmadığını hissederler. Bu arada bazı boş tablet taktiğinin de olağanüstü sonuçlar vermesi gözden kaçmamakta. Hanımlara ilaç diye verilen içi boş tabletlerin menopoz süresinde çoğu rahatsızlıkları ortadan kaldırdığı izlenmektedir. Bu olay da menopozun üzerinde bulunan kuşkuların esas nedenlerinden birisini oluşturuyor. Eğer hanımlar tedavi yerine sadece doktorlara danışma yöntemini benimserlerse yine olumlu sonuç almalarının mümkün olduğu böylece belirlenmiştir.

Hormon telafi tedavisine alternatifler

Bazı hanımların menopozdan önce yüksek tansiyon, kalp krizi, damar tıkanıklığı, (tedavi edilmiş) kanser gibi ciddi rahatsızlıklar geçirmiş olmaları halinde, menopoz anında hormon tedavisine başvurmamaları bildirilmiştir. Menopoz sırasında da hâlâ bu hastalıkların etkisi altında bulunabilirler. Bu nedenle hormon tedavisine alternatifler bulmak mümkündür. Diksarit (klonidin) ve İnderal (propranolol) denen ilaç, menopozun bazı rahatsızlıklarını hafifletir. Diazepam (Valimum) veya Klordiazepeksid (Librium) gibi sakinleştirici ilaçlar, menopoz rahatsızlıklarında asla uzun vadeli tedavi aracı olarak tavsiye edilemezler. Rahatsızlıkların şiddetli hallerinde yararlı olabilirler, ancak alışkanlık oluşturma özellikleri vardır. Alışınca bırakmak zordur ve hanımlar sağlıklı bir tıbbi nedene dayalı olmadan bu tür ilaçlarla tedaviye başlamamalıdırlar. Menopozun da normal rahatsızlıkları böyle sağlıklı bir neden oluşturmamaktadır.

Sonuç

Hepsi hepsi, menopoz sonunda insan yiyen bir dev değil, bir betim (tasvirdir). Bazı kadınlar için sorun diğerlerinden fazla olabilir. Ama aylık rahatsızlıklar, doğum gibi sorunları atlatan hanımların, menopoz olayını da abartılmış bir sorun haline getirmeden atlatması doğaldır! Menopoz, hanımların yaşamlarının bir bölümünün sona erip bir başka bölümünün başladığını işaret eder. Kadın, ileriye bakmasını bilmeli, bunun tam anlamıyla bir başlangıç olduğunu iyi anlamalı ve ortada esef edecek hiçbir şey bulunmadığını iyi kavramalıdır.

Bazı ilkel toplumlarda bile, kadın, bir kez adetten kesildi miydi, en azından kabileyi yöneten konseye kabul edilir ve yaşlı kişilerin sorumluluk görevlerini paylaşmaya başlar. İngiltere’nin tahtında ve başbakanlık mevkiinde de iki olgun hanım bulunduğunu unutmamak gerekir. Akılcı toplumlarda olgun hanımların ayrıca saygıya layık kişiliğe sahip olmaları, ne çevreleri ne de kendi kendilerine karşı küçültücü bir durumun akıldan bile geçmesinin söz konusu olmadığı, yaşlan 50’yi aşınca da içinde bulundukları topluma katkı sağlamaya devam edeceklerini unutmamak gerekir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.