Site Rengi

DOLAR 5,7415
EURO 6,3507
ALTIN 269,2
BIST 106.805
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

Kapitalizmin gelişmesi ne demektir? Bu gelişme hangi göstergelerle izlenebilir?

08.05.2019
85
A+
A-

Tarihin bize gösterdiğine bakılırsa, belli bir üretim biçimi söz konusu edildiğinde, genellikle o üretim biçimi eski üretim ilişkilerinden tüm arınmış, homojen bir durum göstermez. Eski üretim ilişkilerinin kalıntılarını içinde taşıdığı gibi, bir sonraki ileri üretim ilişkilerini de yine bağrında oluşturmağa başlar. Örneğin, kapitalist üretim biçiminin egemen olduğu bir toplumda, feodal üretim ilişkilerinin kalıntıları bulunabileceği gibi, sosyalist unsurların da oluşageldiği bilinen bir gerçektir. Kapitalist üretim, uzun bir tarih dönemini kapsayan basit meta üretiminden doğmuştur. Küçük üretimin amacı (zanaat üretimi ve tarımda küçük üretim), tüketimdir (tüketim için üretim); kapitalist üretimin amacı ise kardır (üretim için üretim). Dolaşımın bu yeni biçiminde: daha çok para meydana getirmek için para yatırmak biçimindeki dolaşımda, para sermaye haline dönüşür. İlk paranın dolaşımı biçiminden, sermayenin dolaşımı biçimine geçiş, üretim araçlarının özel mülkiyetinin var olduğu yerde her zaman mümkündür, tıpkı feodal düzende olduğu gibi. Bu, kapitalizmin feodal düzende doğmuş olduğunu gösterir. Kapitalist üretimin gerçekleşmesi, yani insanın iş gücünün bir meta haline gelmesi, insanların kendi kendilerini pazarda satacak duruma gelmeleri için gerekli olan nedir? Birinci olarak, bu iş-gücünün bütünüyle o insanlara ait olması, yani insanların serflik bağlarından kurtulmuş olmaları; ikinci olarak da pazarın: alım ve satımın, meta üretiminin varlığı; sonuncu olarak, insanların iş güçlerinden başka satacak bir şeyleri olmamaları, yani kendilerinin üretim araçlarına sahip olmamaları gerekir. Buradan, kapitalist üretim içinde özgürlük kavramının anlam ve kökenini de çıkarıyoruz: bu, kapitalist için üretim, ticaret ve girişim özgürlüğü; proleter için ise kapitalistin yanında iş edinme özgürlüğüdür.

Anlaşılmaktadır ki, «kapitalizmin gelişmesi» tarihsiz bir olgu ya da aynı şey demek olan, tarihi bir kesit değildir; onun (kapitalizmin) gelişmesi bir tarihi süreç içinde söz konusu edilebilir. Bu anlamda kavram, birinci olarak, kapitalist ilişkilerin eski üretim biçiminin içinde doğup gelişmesini ve ikinci olarak, kapitalizmin egemen üretim biçimi haline geldikten sonraki gelişme sürecini içerir. Bir toplumda, kapitalizmin gelişmesinin önemli göstergeleri şöyle özetlenebilir:

Kentli nüfus kırlı nüfusa oranla önemli bir artış gösterir. Bunun nedenlerinden biri, sanayileşme ve giderek hizmet sektörlerindeki gelişme dolayısıyla, ilgili sektörlerdeki iş-gücü gereksinimlerinin kırlı nüfusu kente çekmesi; İkincisi, tarım kesimindeki kapitalistleşme ile birlikte kullanılmağa başlanan ileri tekniklerin, tarımdan fazla nüfusu itmesi. Gerçekten, kapitalizmin geliştiği bir toplumda, toplam ve iktisaden çalışan nüfusun nitelikleri de değişir: kapitalizmin gelişmesiyle birlikte, tarımcı nüfusun, iktisaden faal nüfus içindeki payı azalırken, sanayi ve hizmet sektörlerinde çalışan nüfusun payı hızla artar. Ayrıca, toplam nüfus içinde, şehirli nüfusun oranı artarken, kırlı nüfusun oranı azalır.

Bir diğer önemli değişme ve gelişme de, toplam üretim içinde sanayi mallan üretiminin, tarımsal mallar üretimine oranla çok daha hızlı bir üretim artışı göstermesi ve giderek toplumun tarımsal bünyeden «hem nüfus ve hem de üretim olarak» sınai bünye’ye dönüşmesidir.

Bir toplumda kapitalizmin gelişmesiyle birlikte, toplumsal üretimin büyük bir bölümü sayıca az kapitalist işletmelerin eline geçer; aynı iş kollarındaki küçük üreticiler, üretim araçlarını kaybederek hızla mülksüzleşirken, diğer yanda üretim araçlarının ve dolayısıyla üretilen ürünlerin tümü ya da hemen hemen tümü, sayıca çok az tekelin kontrolüne geçer. Bu olayın meydana çıkışı, tarım kesimiyle sanayi kesiminde değişik biçimde olur. Sanayi kesiminde sermayenin belli ellerde yoğunlaşması basit ve dolaysız bir biçimde gelişir ve aynı iş kollarındaki küçük üreticileri hızla tasfiye eder. Tarım kesiminde ise, toprağın belli ellerde toplanma ya da kapitalistleşme süreci, sanayi kesimine oranla oldukça karmaşık ve yavaştır. Kapitalizm geliştikçe, tarım kesiminde izlenen önemli bir özellik de, ekilebilir toprakların son sınırlarına kadar kullanılır olması, ayrıca tarımsal ürünlerin nicelik ve nitelik olarak değişmesi ve gelişmesidir. Bu gelişme, nitelik olarak, ekili alanların büyükçe bir bölümünün sınai hammaddeler üretimine ayrılması ve üretilen ürünlerin niteliğinin iyileşmesi; nicelik olarak da, üretimde verimliliğin artması biçiminde olur.

Kapitalizmin gelişmesinin önemli göstergelerinden biri de, toplumsal değerlerin, toplumun çeşitli sınıf ve tabakaları arasındaki bölüşümünün, kapitalizmin gelişmesiyle birlikte daha adaletsiz bir durum almasıdır. Bu, şu demektir: bir toplumda kapitalist ilişkiler geliştikçe, toplumsal üretim sonucu yaratılan değerlerin bölüşümünden, egemen sınıf olan burjuvazinin payı artarken, üretim araçlarına sahip olmayan ve fakat üretim olayını gerçekleştiren emekçilerin payı, kapitalist gelişmenin bir kuralı olarak mutlaka azalır. Buna karşılık burjuva ideologları, işçi sınıfının ücretlerinin, cari fiyatlarla (işçi ücretlerinin, fiyat artışlarından soyutlanması) ve mutlak olarak (işçi ücretlerinin, burjuvaların gelirlerinden soyutlanması) artışından söz ederler. İşçi ücretlerinin, hem fiyat artışlarından ve hem de egemen güçlerin gelirlerinden soyutlanarak yapılan bu sav, fazla bir anlam taşımaz. Ücretlerin mutlak olarak artması, işçilerin toplumsal değerlerden aldıkları payın, nispi olarak artması anlamına gelmez. İşçi ücretleri, mutlak olarak artsa bile toplumsal değerlerin bölüşümünden aldıkları pay, kapitalizm geliştikçe burjuvaların aldıkları paya göre mutlaka azalır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.