Site Rengi

DOLAR 5,9125
EURO 6,5206
ALTIN 283,8
BIST 93.981
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Sisli

Kadın Hastalıkları Belirtileri Nelerdir? (En Detaylı Rehber)

Kadın Hastalıkları Belirtileri Nelerdir? (En Detaylı Rehber)
27.04.2019
166
A+
A-

Kadında büyüme devresi

Kadın hayatı, üreme organlarının büyüme, faaliyet ve gerilemesiyle belirlenen 3 ana safhaya ayrılabilir;

BÜYÜME DEVRESİ: (Çocukluktan buluğ çağına kadar) Beyindeki hipofiz guddesi ve yumurtalıklar kadın genital sisteminin anahtar organları olmakla beraber buluğa ermeden “ Dişilik faktörü” olarak faaliyet gösteremezler. Bu karşılıklı hormonal uyarı buluğ çağına gelmedikçe olgunluk kazanmaz; ancak bir kız çocuğunun doğduğu anda yumurtalıklarında ilerde yumurta olacak hücreler yani primordial germ hücreleri mevcuttur. Bunların adedinin yüzbinlerce olmasına mukabil içlerinden sadece 400 tanesi olgunlaşacak ve yumurta haline gelebilecektir.

Çocukluk devrinde yumurtalık faaliyeti yoktur

Çocukluk devresinde yumurtalık faaliyetinin olmadığı belirtilmesine rağmen az miktarda östrojen hormon salgılandığı bilinmektedir. Bu devrede salgılanan östrojen eser miktarda idrarla dışarı atılır. Östrojen hormon miktarı genital sistemi kamçılamak için kifayetsiz olmakla beraber erken östrojen salgılanması kemiklerin çabuk olgunlaşmasına ve kız çocukların, daha erken buluğa ermesine sebep olur.

Çocukluk çağında hipofiz bezinin ön kısmının salgıladığı hormonlar metabolizma faaliyetini etkiler ve bedeni büyüme ile gelişmeyi sağlar. Bundan sonra hipofiz bezinin vazifesi buluğu başlatmaktır.

İlk belirti 12 yaşında ortaya çıkar

Hipofiz-yumurtalık ilişkisinin tam kurulmuş olduğunu gösteren ilk belirtiler 8-12 yaşlan arasında ortaya çıkar. Deveran eden östrojen miktarının artması dişi cins için karakteristik bazı yapısal değişikliklere sebep olur: Kalça kemiği genişler, göğüsler tomurcuklanır, döl yolu iç tabakası olgunlaşır, kadınsa! organlar büyür, göğüs uçları renklenir ve nihayet adet başlar. Östrojen hormon aynı zamanda iskeletin gelişmesini ve vücut hatlarını yuvarlaklaştıran yağ depolarının teşekkülünü temin eder.

Kadında cinsi olgunluk dönemi

Büyüme devresinden sonra gelen devre cinsi faaliyet devresidir. Buna, çocuk doğurma yılları da diyoruz, ilk adet kanaması 12-15 yaş arasında görülür. Vasati yaş 13.5’dur. İlk adet yaşının iklim ve beslenme ile ileri derecede alakası vardır.

Hakiki adet kanaması değil

İlk adet esnasında görülen kanama hakiki adet kanaması değildir, çünkü çoğu zaman yumurtlama olmadan görülür. Hakiki adet kanaması ve yumurtlamanın başlaması için, bir-iki senelik bir müddetin geçmesi gerekir. Olgun bir kadında dişiliğin biyolojik gayesi olan gebelik, rahmin en iç tabakasında yerleşir. Bu olay hipofiz guddesi ve yumurtalıkların sıkı bir işbirliği neticesi salgıladıkları hormonların yardımı ile olur. Hipofiz guddesi tarafından salgılanan hormonlar yumurtalıklara etki ederek onların da seks hormonları salgılamasını temin ederler.

Yumurtalıklardan salgılanan seks hormonları yani östrojen ve progesteron, kanda seviyeleri yükselince hipofiz guddesi üzerine tesir ederek önce hipofiz hormonlarının salgılanmasını azaltır sonra da bloke ederler.

Geri tepki mekanizması

Hormonların bu yükselip azalması neticesi hasıl olan tesirler ve zıt tesirler, normal bir kanama devresini teşkil eden değişikliklerin esasıdır.

Bir adet siklusu östrojene hormonun hakim olduğu ve progesteron hormonun hakim olduğu iki devreden oluşur, ilk 14 gün, yani östrojen hormonun hakimiyeti altında geçen devre ki bu devreye yumurtlama öncesi devresi de diyebiliriz, rahmin en iç tabakasında bir gelişme görülür. Bunu takiben yumurtlamayı görüyoruz.

Her 2 hormonun kanda seviyesi iyice düşer

İkinci 14 gün, progesteron hormon hakimiyeti altında geçer. Adet kanaması başlamadan evvel östrojen ve progesteron hormon seviyeleri iyice düşmüştür. Bunu müteakip bir iki gün zarfında kanama başlar ve rahmin en iç tabakası tamamen dökülür.

Kadında yaşlılığa geçiş dönemi

Cinsi faaliyet devresi veya çocuk doğurma yıllarından sonra gelen ihtiyarlık devresine tıp dilinde klimakterium denir. Yaşlanma hadisesi, yumurtalıklarda bir takım kaçınılmaz değişikliklerin husule gelmesine sebebiyet verir. Bu değişiklikler çocuk yapma kabiliyetinin kaybolmasına yol açar. Yumurtalık sathında bol miktarda bulunan foliküller (yumurta öncesi devre) azalır ve zamanla olgunlaşma kabiliyeti kaybolur nihayet yumurtlama durur. Bu durum neticesinde her ay ifraz olunan progesteron hormon ifrazı durur ve östrojen hormon miktarı da rahmin en iç tabakasında kanamayı temin edecek seviyenin altına düşer. Adet halleri gayri muntazam olmaya başlar, uzun fasılalar ortaya çıkar ve nihayet adet görülmez olur.

Menopoz

Kanamanın tamamen kesilmesi menopozdur. Hipofiz guddesi faaliyetine devam eder, fakat yaşlanmış yumurtalığı etkileyemez. Bunu mukabil normal yumurtalık hormonunun etkisini alamayan hipofiz guddesi faaliyetini arttırarak fazla miktarda kendi hormonunun ifrazını arttırır. Yumurtalığın fonksiyonlarındaki bu azalmanın sonucunda hormonal sistemin dengesi bozulur, menopoz devresine has şikayetlerin, bu dengesizliğin neticesi olduğu bilinmektedir.

Östrojen düşüşü ve şikayetler

Klimakterium (ihtiyarlama) yıllarında östrojen ifrazatı azaldıkça vücut yapısında ve metabolizmada bir takım değişmeler olur. Bu değişmeler bazı sübjektif belirtilere ve şikayetlere yol açar. Kadınların yüzde80’i bu sıkıntıları çeker. Bu şikayetlerin çoğunun sebebi doğrudan doğruya seviyesi düşen östrojen’dir. Östrojen azlığı ihtiyarlığı hızlandıran faktörlerden biridir. Diğer belirtiler ise ruhi ve psikolojiktir.

Her kadında aynı değil

Klimakteriumda meydana gelen etkilerin şiddet derecesi v tezahür süreleri çok değişik olabilir. Bazı kadınlarda menopoz esnasında gayri muntazam adet görmeden başka bir araz belirme Hormonal ve fizyolojik değişiklikler o kadar yavaş olur ki etkileri fark edilmez. Bunun aksine bazı hastalıklar, ameliyat neticesi erken menopoza giren kadınlarda çok şiddetli belirtiler görülür ve yumurtalık faaliyetinin ani ve kesin olarak durması neticesi çabuk yıpranma göze çarpar.

Adet kanaması nedir

Kadında üreme fonksiyonunu garanti altına alabilmek için 14 yaşından 50 yaşına kadar devam eden ve her ay, muntazam bir şekilde oluşan bazı değişiklikler meydana gelir. Bunların hepsine birden siklus (adet devresi) diyoruz. Siklus, kanamanın başlangıcından bir sonraki kanamanın başlangıcına kadar ortalama 28 gün devam eder. Kanama, siklusun ilk 5-6 gününde görülür. Günde 2-3 bez kirletilir.

Her siklus devrinde bir yumurta gelişir, olgunlaşır ve döllenmeye hazır hale gelir. Bu esnada rahmin en iç tabakası, döllenmesi muhtemel yumurtanın yerleşmesi ve gelişmesi için gerekli hazırlıkları yapar. Eğer döllenme olmazsa, kısa ömürlü yumurta ve bununla birlikte rahmin en iç tabakası ölür ve kanama ile dışarıya atılır (adet).

Adet kanaması rahmin en iç tabakasının dışarı atılması olmakla birlikte bu olayların oluşumu ve gerçekleşmesini sağlayan diğer bir faktör yumurtalık hormonlarıdır.

Yumurtalıktaki bu hormonal faaliyet ise beyindeki hipofiz guddesinin bir orkestra şefi gibi çalışması neticesinde düzenlenir.

Düzenli adet gören kadında kanama anormallikleri

26 veya 28 günde bir muntazam adet gören bir kadındaki kanama anormalliklerini bu başlık altında incelemekteyiz. Burada 5 değişik tip kanama görüyoruz. Yumurtlama kanaması. Adetten hemen önce oluşan kanama (Premenstruel kanama). Adetten hemen sonraki kanama (Postmenstruel kanama). Şiddetli adet kanaması (Hipermenore). Zayıf adet kanaması (Hypomenore).

Bazı kadınlar gördükleri adetten 14-15 gün sonra meydana gelen ve gayet kısa süren bir kanamadan şikayet ederler. 28 günde bir muntazam adet gören kadın, gördüğü adetten 14 gün sonra birkaç saat veya 1-2 gün süren bir kanamadan şikayet etmektedir.

Kanama ne zaman olmalıdır

Bazen bu kanama, bir sonraki adete kadar devam etmekte ve onunla birlikte sonlanmaktadır. Bu tip kanamalarda organik bir sebep yoksa bunlar daima hormonal menşelidirler. Kanamanın sebebi, yumurtlamadan sonra, kandaki östrojen hormon seviyesinin normalden daha süratli şekilde düşmesidir. Yumurtlama kanamasının mevcudiyetine karar verebilmek için gerekli tetkiklerde ve jinekolojik muayenede anormal bir bulgu olmaması icap eder. Kanama iki adetin tam ortasında olmalı ve tedaviden sonra tekrar etmemelidir.

Eğer yapılan uygun tedaviye rağmen yumurtlama kanaması yine de meydana geliyorsa, bu takdirde sebep organik demektir ve rahim içinden parça alınarak tetkiki gerekecektir. Bu arada yumurtlama kanamasını şiddetli adet kanaması (polimenore) ve adet dışı anormal kanamalarla karıştırmamak icap eder.

6 aylık tedavi gerekir

Hastalığın tedavisi, östrojen hormon vermekle yapılacaktır. Bu durumda kanda birdenbire düşen östrojen hormonun bu düşüşüne mani olunacaktır. Bu şekilde yumurtlama kanaması ortadan kalkacaktır. 5 mg’lık östrojen hormon ampulleri, adetin 13-14’üncü günü bir defaya mahsus olarak kullanılabilir veya östrojenj ihtiva eden tabletler, adetin 10. gününden itibaren 5-6 gün verilebilir. Bu şekildeki bir tedavi en az 6 ay devam etmelidir.

Kısırlıktan şikayet edenler

Burada, adetten hemen önce görülen ve tıp dilinde adına premenstruel (adet öncesi) kanama denilen hadiseden bahsedeceğiz. Bazı kadınlar, görecekleri adete 6-8 gün kala meydana gelen ve gayet az miktarda olan bir kanamadan şikayet ederler. Kadın bu kanama esnasında, aynı adette olduğu gibi adet bezi kullanmak mecburiyetinde kalır. Bu tip adet öncesi bir kanamanın sorumlusu, hemen daima progesteron hormonudur. 28 günlük bir siklusun ikinci yarısında idareyi eline alan progesteron hormon burada yetersiz yapılmaktadır.

Bu yetersizlik, bu hormonun zamanından evvel kandaki seviyesini düşürür. Bu esnada, kanda zaten düşük seviyeli bir östrojen hormon bulunmaktadır. İki hormonun birden kanda düşük seviyelere inmesi bir kanamayı mucip olur. Bu tip kadınların çoklukla kısırlıktan şikayet ettiklerini biliyoruz.

İlaç tedavisi nasıl yapılmalı

Burada yumurtlama mevcut olmasına rağmen progesteron hormon yetersizliğine bağlı bir kısırlık söz konusudur. Bu tip bir kanamayı kesinlikle polimenore (şiddetli adet görme) ile karıştırmamak icap eder.

Bu tip kanamanın tedavisi, adetten önceki hormonal düzenin normal hale getirilmesiyle yapılacaktır. Hormonal düzenin normal hale getirilmesi için hastaya 28 günlük siklusun ikinci yarısında, ya östrojen-progesteron karışımı ihtiva eden tabletler verilecek veya sadece progesteron hormon türevlerinden faydalanılacaktır.

Adet sonrası ikinci bir kanama

Burada adetten hemen sonra görülen ve adına tıp dilinde postmenstruel (adetten sonra) kanama denen hadiseden bahsedeceğiz.

Normal adet süresi sona ermiş, aradan 1-2 gün geçmiş ve kanamasız geçen bu kısa süreden sonra kadında yeniden kanama başlamıştır. Bu yeni kanama hafif veya şiddetli olabilir. Kadın, adetin bitiminden sonra bir müddet daha temizlenmediğinden şikayet etmektedir.

Dökülme 48 saatte tamamlanır

Organik sebepler bir kenara bırakılacak olursa, burada kanama sebebi ya her ay dökülen rahim en iç tabakasındaki dökülmenin gecikmesi veya endometrium’un (Rahmin en iç tabakası) geç yenilenmesidir. Her ikisinin de sebebi hormonal bir dengesizliktir. Yapılan tetkikler neticesinde kanama sebebinin, rahmin en iç tabakasındaki dökülmenin gecikmesi olduğu saptanırsa buradaki hatanın progesteron hormonda olduğu anlaşılır.

Siklus’un ikinci yarısını idare eden progesteron hormonun kandaki seviyesi zamansız düşmekte, bu esnada kanda zaten düşük seviyeli bulunan östrojen hormon ile bu olay birleşmekte ve kanama süresi uzamaktadır. Normalde 48 saatte tamamlanacak olan dökülme, burada günlerce, hatta haftalarca sürmektedir.

Tedavi için yapılacak şey, adet kanamasının başlamasından 4-5 gün önce başlamak ve kanama bitinceye kadar devam etmek üzere hastaya progesteron hormon türevleri vermekten ibarettir.

Yapılan tetkikler sonucu kanama sebebi olarak rahmin en iç tabakasının zamanında yenilenmediği gösteriliyorsa, burada hata östrojen hormondadır. Bu durumda hastaya tedavi maksadıyla adetin sonlandığı günden bir-iki gün sonra başlamak ve birkaç gün devam etmek üzere östrojen hormon vermek icap edecektir.

Adet süresince çok kan kaybı

Bir adet süresi devamında çok fazla kan kaybına tıp dilinde “ Hipermenore” adı verilir. Hipermenorepin sebeplerini ikiye ayırarak inceliyoruz: Organik sebepler ve fonksiyonel sebepler. Genelde hipermenore de organik sebepler yüzde 90, fonksiyonel sebepler yüzde 10 yer tutarlar.

Rahimde ur (myom) veya ur nüveleri, döl kanalları iltihabı, karnın alt kısmındaki peritonit, tansiyon yüksekliği, damar hastalıkları kalp ve böbrek hastalıkları gibi rahmin adalesinin kanlanmasındaki bozukluklar bu hadisede organik sebepleri meydana getirirler.

Rahmin çok küçük veya kadının çok doğum yapmış oluşu gibi sebepler de fonksiyonel sebepler arasında yer alırlar.

Küçük rahime hangi tedavi uygulanır

Tedaviye gelince; Sebep organik ise bunu ortadan kaldırmak gerekir. Eğer hipermenorenin sebebi fonksiyonel ise hormonal tedavi düşünülecektir. Şöyle ki küçük rahim için tedavi yüksek dozda östrojen hormon sonra progesteron vermekle olacaktır.

Rahimde bir anormallik yok ve sebep yine fonksiyonel ise adetin ikinci devresinde progesteronlar verilerek tedavi uygulanacaktır.

Adet esnasında az kan kaybı

Adet esnasında az miktarda kan kaybına tıp dilinde “ Hypomenore” diyoruz. Burada her gün kaybedilen kan pek az olduğu gibi adetin süresi de kısadır.

Kadının 28 gün süresince yani adetten adete her sabah ateşi alındığında, derecenin 14. günden sonra yükseldiği görülür yani yumurtlama vardır.

İklim değişikliği ve ruhi sebepler

Hypomenorenin sebebi tam olarak bilinmemektedir. Ancak rahim veremi, tam yapılamamış kürtajlar veya son’un parçalarının içerde kaldığı doğumlar, iklim değişiklikleri, ruhi sebepler sıralanabilir. Eğer hypomenore sebebi hormonal yetersizlik ise (Rahim küçüklüğü) bu takdirde adetin her 2 devresinde önce östrojen hormon sonra da progesteron hormon verilecektir. Bu tedaviyi adetin 5 ile 16. günleri arasında günde 2 tablet östrojen, adetin 15 ila 27. günleri arasında da östrojen progesteron hormon vererek uyguluyoruz.

Adet öncesi şikayetler

Adet öncesi kadın organizmasında cereyan eden bütün hadiseler, tıpta “ Premenstruel sendrom” adıyla anılırlar. Bu olaylar adetin başlamasıyla veya adetin birinci, ikinci günü ortadan kaybolurlar. Bu hadiselerin bir diğer karakteri fonksiyonel oluşlarıdır. Yani selim bir özellik taşırlar. Beynin önemli bir bölgesi olan Diencphalon, Premenstruel Sendromun (X) oluşmasında orkestra şefi rolünü oynar.

Kanda östrojen hormonun yükselmesini sebep göstererek, bugün hala birçok Anglo-Sakson yazar bu sendrom için premenstruel tansiyon tabirini kullanmaktadır. Genç kızda premenstruel sendroma çok nadir rastlanır. Premenstruel sendrom özellikle genç kadının şikayetlerinden oluşan bir sendromdur.

Seksüel iştah ve isteksizlik

Adet öncesi ufak tefek bozukluklar, kadınların yüzde 40’ında görülmektedir. Sendromun yerleşmesi, kadın hayatının devreleriyle ilgili olarak gelişme karakteri gösterir. Öncelikle oluşan seksüel bir iştah, daha sonra ve zamanla yerini isteksizliğe bırakacaktır.

Premenstruel sendrom genellikle orta halli, herhangi bir mesleği olmayan veya rahat bir işe sahip veya entellektüel kadının hastalığıdır. Bazen bir döl yolu yumurtalık iltihabından sonra, bu sendromun ortaya çıktığını görüyoruz. Bazen de zorlamayla oluşturulan bir düşük veya doğumdan sonra bu sendromu görüyoruz. Çok doğurmuş kadında premenstruel sendroma pek rastlanmaz. Gebeliklerin çokluğu ile sendromun görülme azlığı birbirine paraleldir. Tabii ki gebelik esnasında bir düzelme hatta ortadan kalkma hali dahi görülebilir.

Şikayetlerin sebepleri

Bazı hallerde, premenstruel sendromu ileri yaşlarda, 40 yaşından sonra hatta menopoza yakın olarak dahi görüyoruz, ister menopoza yakın, isterse daha erken devrede olsun, premenstruel sendromun oluşmasında önemli rol oynayan faktörler vardır. Heyecanlar, moral şoklar, ailevi mali problemler, evliliğe ait problemler, seksüel açıdan zihin meşguliyeti, gebelik korkusu v.b. bütün bunlar, premenstruel sendromun meydana gelmesinde önemli rol oynarlar.

Sendrom (X), tıpta birkaç belirtiden meydana gelen şikayetlerin toplamıdır.

Adet öncesi, şikayetler ve tedavi

Adet öncesi sendromun (premenstruel sendrom) betimrre zamanı ile şiddeti arasında yakın bir ilişki vardır. Şöyle ki, her ayki adetten iki-üç gün önce ortaya çıkan Premenstruel sendromda hadiseler gürültüsüz seyreder. Göğüslerde hafif bir gerginlik vardır, karında güçlükle hissedilen bir şişme mevcuttur, ruhsal bozukluklara çok nadir rastlanmaktadır. Orta şiddetteki Premenstruel sendrom her ayki adetten 7-8 gün önce ortaya çıkar. Bütün belirtiler, değişik şiddette olarak mevcutturlar.

En vahim olanı, her ayki adetten 14 gün önce beliren Premenstruel sendromdur. Burada belirtiler çok belirgindir. Genellikle ön planda memelerdeki değişiklikler olaya hakimdirler.

Sıkıntılı geçen üç hafta

Orta şiddetteki Premenstruel sendrom belirtileri genellikle adetin başlamasıyla veya birinci, ikinci günü kaybolurlar. Şiddetli şekilde kadın sadece adetten sonraki bir haftayı sakin geçirmekte yaşamının diğer üç haftası sıkıntılarla geçmektedir.

Orta ve şiddetli Premenstruel sendromda, adet kanamasının uzun süre ve bol olarak devam ettiği bilinmektedir. Adetin ilk iki gününde ağrı vardır. İki adet arasındaki zaman kısalmıştır.

Genel muayenede nabız süratli, bazı bazı taşikardi oluşmaktadır. Sıkıntı, yalancı kalp ağrısı ve nefes alma güçlüğü ilave bulgulardır. Tiroid guddesinde herhangi bir anormallik olmamasına karşın kadının elini durmadan boynuna götürdüğü fark edilir.

Boyun ağrısı hissi hakimdir. Bu gibi kadınlarda oynak birtan- siyon görülür. Kilonun adet öncesi ve sonrası farklılığı çok belirgindir. Vücudun hemen bütününde bir ödem vardır. Bu ödemin çoklukla adet sonrası kalktığı bilinmektedir.

Migren ve baş ağrısı

Kadınsal organlar dışında, Premenstruel sendrom belirtilerine gelince, bunların başında migreni ve bulantıları görüyoruz. Bazen kusmalar da görülür. Kabızlık ve ishal geçici olarak meydana gelebilir. Yine geçici olarak oluşan hemoroide (basur) bağlı belirtiler zikredilebilir.

Yalancı kalp ağrısı, boğazdaki ödeme bağlı konuşma zorluğu, saçların kolay dökülmesi, tırnakların kolay kırılması, sık idrar etme, alerjik kaşıntılar, vücutta sıcaklık hissi, kanda şekerin düşmesine bağlı belirtiler başlıca olguları teşkil ederler.

Sakinleştirici ilaçlar

Premenstruel sendrom tedavisinde progesteron hormon veya sentetik progestatifler kullanılır. Vücutta biriken suyu boşaltmak için diüretik ilaçlardan faydalanılır. Hastaya sodyumdan fakir bir diyet verilir. Kadının bu devreyi sakin geçirmesi için sakinleştirici ilaçlarla takviyesi gerekir. Nihayet alerjik hadiselere karşın anti histaminik ilaçlar kullanılacaktır.

Sancılı adet

Adetler esnasında şiddetli sancıların ve genel şikayetlerin mevcudiyetine tıp dilinde Dismenore adı verilir. Her 10 kadından 1 tanesinin bu şikayetlere sahip olduğu kabul edilmektedir. Dismonere ilk adetin husulünden hemen birkaç ay sonra başlarsa Primer, eğer sancısız adet gören bir kadında sonradan dismenore şikayetleri başlarsa Sekonder adını alır. Dismenore şikayetlerinin uzun bir süre hatta hayat boyunca devam ettiği vakalar vardır. Primer dismenore vakaların yüzde 70’ini teşkil eder ve sebebi hormonaldır. Sekonder dismenore görüldüğü andan itibaren başlar ve 24 saat sonra kaybolur, ya adetten bir gün önce başlar ve adetin başlamasından hemen sonra kaybolur veya adetten önce başlayan sancı adetin birinci günü çok şiddetlidir ve sonraki günler şiddetini azaltarak kaybolur.

Görülen belirtiler

Karnın orta hattında oluşan sancı, sonra bütün alt karın bölgesinde yaygın olarak hissedilir. Bazen kuşak şeklinde böğürde, kasıklarda, dışkılama yolunda, nadiren mesanede kendini belli eder. Bazen de sadece alt karın bölgesinde hissedilen ağrının yanında yorgunluk, baygınlık hissi, bulantı, kusma, ishal, sık idrar etme, migren, baş ağrısı, yüzün kızarıp solması, görme bozuklukları vardır. Nihayet bazı hallerde ağrının, hastanın genel psikolojik durumunu etkilediği görülür. Kadınları, adetin ilk günlerinde çalışamaz hale getiren, yatakta yatmaya mecbur bırakan şiddetli sancılar kaydedilmiştir. Hastalara adetlerini nasıl ve ne miktarda, kaç gün süreyle gördükleri, adet öncesi göğüslerinde ağrılı bir şişme olup olmadığı, karınlarının şişip şişmediği, kilo alıp almadıkları, bir hastalık veya ameliyat geçirip geçirmedikleri sorulmalı, hastanın ailevi çevresi, işi, eşiyle cinsel münasebeti, evliliği, doğumları hakkında bilgi edinilmelidir.

Kadında önemli akıntılar

Kadın hastalıkları içinde en çok rastlanan, hiç şüphe yok ki akıntılardır. Bugünkü dünyada örf ve adetlerin sağladığı geniş serbestiye, ilaçların sık ve kontrolsüz kullanılışı, yanlış anlaşılan temizlik tavsiyeleri, döl yolunun kendi müdafaa mekanizmasını azaltarak veya tamamen ortadan kaldırarak akıntıların çoğalmasını sağlamaktadırlar. Her yaşta rastlanan akıntıların kadında görülme oranı yüzde 50-60 arasındadır. Yani her 2 kadından birinde akıntı vardır. Kadında oluşan akıntıların yüzde 35’ini bir parazit olan trikomonas, yüzde 25’ini mantarlar ve yüzde 30’uhu da adi mikroplar meydana getirirler. Bu arada sayısı devamlı artmakta olan bel soğukluğu akıntılarını, döl yolunda unutulmuş tampon veya başka yabancı bir maddenin sebep olduğu akıntıları da bu yüzoe 30’a ilave etmek icap eder.

Dölyolu bir geçit organı değildir

Kız çocuğundaki, gebelikteki, menopozdan sonraki, rahim ağzı kanserindeki, kadınsal organ veremindeki, rahim ameliyatların dan sonraki, doğum kontrol hapı alanlardaki akıntıyı ayrıca incelemek gerekir. Döl yolu sadece bir geçit organı değildir. Cinsi münasebetin yaptırmasını, adet kanının ve lohusalık akıntısının dışarı atılmasını, doğum esnasında çocuğun dış aleme çıkmasını sağlayıp kendine öz müdafaa sistemiyle kendini ve daha yukarıdaki organları koruyucu bir görev yapmaktadır. Döl yolunda vasat, normalde asittir. Ancak yumurtalıklarda meydana gelecek hormonal bir ahenksizlik, her ay adet görülmesi, kimyevi maddelerle döl yolunun yıkanması, lavajlar, şeker hastalığı, bazı karaciğer hastalıkları, değişik kişilerle cinsi münasebet, kortizonlu ilaçlar, doğum kontrol hapları, antibiyotiklerin uzun süre kullanılması, rahim ağzından çok fazla ifrazatın gelerek döl yolu vasatını değiştirmesi, bu organın müdafaa silahını etkisiz hale getirir ve dışarı açık bir organ olan döl yolundaki mikropların gelişmesine müsait bir ortam yaratır. Bunun sonucunda da akıntılar oluşur.

Kadında bel ağrıları

Kadınların en çok bahsettikleri şikayetlerden birisi de bel ağrılarıdır ve hemen daima bir kadın-doğum uzmanına müracaat ederler. Çünkü kadınlar arasında yayılmış olan genel kanaat, bel ağrılarının daima genital organlardaki herhangi bir hastalıkla ilgili olduğu merkezindedir. Bazı doktorlarda, hanımların şikayet ettikleri bel ağrılarının kadınsal organlardan menşeini aldığına inanırlar, lüzumsuz ve faydasız birçok tedaviler, hatta ameliyatlara başvururlar. Bu gibi teşhis ve tedavi yanlışlıklarından korunmak için kadınların şikayet ettikleri bel ağrılarının, vakaların büyük bir kısmında kadınsal organlar dışı menşeli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.