Site Rengi

DOLAR 5,8089
EURO 6,4390
ALTIN 273,4
BIST 107.595
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Yağışlı

İkinci Dünya Savaşı döneminde, devletin uyguladığı ekonomik politika nasıl bir nitelik taşımaktaydı?

08.05.2019
130
A+
A-

Devletin, 1940-1945 yılları arasında uyguladığı ekonomik politika, «Türkiye savaşın dışında kalmakla birlikte», bir savaş ekonomisi niteliğindeydi. İkinci büyük savaş 1939 sonuna doğru patlak verince, Türkiye de gerek ekonomik ve gerekse askeri alanda, ilk savunma tedbirlerini, 1940 başlarında almaya başladı. Oysa bu dönemde, 1932 ya da 1935-1936’ların radikal devletçilik anlayışı çoktan terkedilmiş ve özel teşebbüse yeni tavizler verilmeğe başlanılmış idi. Bu nedenle, 1940-1945 arasında uygulanan harp ekonomisi, özel teşebbüsü ciddiyetle sarsacak bir biçimde yürütülemedi. Savaşın, kamunun ekonomik eylemlerinin düşük bir düzeyde bulunduğu bir anda başlaması, savaş ekonomisinin yürütülmesinde birtakım çelişik unsurların, bir arada var olması sonucunu doğurmuştu. Bir yandan, savaşın getirdiği yeni koşullar, uygulanan ekonomik politikada devleti sert tedbirlere başvurmağa zorlarken; diğer yandan da, verilen tavizlerle belli bir gelişmişliğe kavuşan özel teşebbüse yeni olanaklar tanımak zorunluğunda kalınıyordu: «Bir taraftan, ekonominin harp şartlarına intibak edebilmesi için zaruri olarak artırılması gereken devlet kontrolleri vardı. Ayrıca özel teşebbüsün bilhassa iç ve dış ticarette ekonomiye hakim olmasından ötürü, karaborsacılık ve ihtikarın alabildiğine artması karşısında devletin sert müeyyidelere başvurması zarureti duyuluyordu… Bütün bunlar, ileri ve sert devlet müdahaleleri ile sağlanabilirdi. Nitekim 1940-1945 arasında devletin bu müdahalelere geniş çapta başvurduğunu görmekteyiz…

Geçici bir devletleştirmeye imkan veren Milli Korunma Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan kararnameler hükümetin ekonomiyi yöneltmede kullandığı başlıca araçtı. Ayrıca zengin sınıfları çok ağır bir şekilde vergileme imkanı getiren Varlık Vergisi gibi bir yan-müsadereci vergi, özel teşebbüsün karşısına dikilmişti…

«Ancak… 1940-1945 arasında harp şartlarına rağmen özel teşebbüse bir yığın taviz de verilmektedir… Devlet özel teşebbüsün karlarını ve sürümünü garanti etmekte; kredi, döviz temininde kolaylık göstermektedir. İşçilerin haklan kısılmakta, hatta kaldırılmakta, özel teşebbüsün işçileri insafsızca sömürebilmesi için çok müsait bir ortam yaratılmaktadır. Devlet bilhassa savunma ihtiyaçları için geniş çapta mahsul-hayvan satın alarak muhtemelen büyük çiftçi gelirlerini yükseltmektedir. Devrenin en sert tedbiri olan Varlık Vergisi bile ön planda azınlıkları ezecek bir şekilde uygulanarak belki de asli gayesinden uzaklaşmaktadır…» (K. Boratav, altlarım ben çizdim. Ö.Ö.). Bu dönemde üretim büyük oranda yavaşlamış, ekonomide büyüme şöyle dursun, küçümsenmeyecek gerilemeler olmuştur. İlgili dönemde meydana gelen en önemli değişiklik, gelir dağılımıyla ilgilidir. Savaş ekonomisinin yarattığı koşullar; fiyat artışları ve üretken unsurların silahaltına alınması, gelir dağılımım emekçi kitleler aleyhine bozmuş ve bu oluşan koşullar, küçümsenemeyecek bir tüccar ve tefeci sermayesinin belli ellerde birikimine olanak sağlamıştı.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.