Site Rengi

DOLAR 5,6914
EURO 6,2874
ALTIN 275,2
BIST 100.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sağanak Yağışlı

Çağımızda uluslararası ekonomik ilişkiler ne yönde gelişmektedir?

06.05.2019
80
A+
A-

İkinci Dünya Harbi sonrası yıllarda, çok taraflı dış ticaretin geliştirilmesi, uluslararası ekonomik ilişkilerin artırılması için çok çeşitli örgütler kurulmuştur. Çağımız, bu bakımdan, dünya ekonomi tarihinde çok özel bir yer kapsamaktadır. İki Dünya Harbi arası dönemde, ulusların kendi içlerine dönüp, dışa kapalı bir politika izlemelerine, çağımızdaki uluslararası ekonomik ilişkileri artırma çabaları, bir tepki olmuş gibidir. 19. yüzyılın ilk yarısında, laisser faire doktrinine bağlı iktisatçıların aşırı iyimser sayabileceğimiz bir kısmı, uluslararası ticaretin serbestleştirilmesinden, dünyanın bir altın çağı gerçekleştirmesini beklemişlerdir. Uluslararası ticaret serbestleştirilince, bu iyimser iktisatçılara göre, siyasi sınırların önemi azalacak, çeşitli ulusal ekonomiler bir bütün dünya ekonomisi içinde eriyecek, bu dünya ekonomisinin birimleri de uluslar veya ulusal ekonomiler değil, Fakat üretim ve değişim sürecini gerçekleştiren özel teşebbüs olacaktı. Bu iyimser doktrin, gerçeklere ters düştü. 19. yüzyılın öncü sanayi ülkesi İngiltere için, bu doktrin, tam çıkarlarıyla bağdaşık olduğu için tensel dünya görüşü olmuştu. Oysa sanayileşmede İngiltere’den geri kalmış olan Japonya, Almanya, Çarlık Rusyası gibi ülkeler, ulusal sanayii ucuz İngiliz mallarına karşı koruyarak gelişirken, dış ticareti serbestleştiren Osmanlı imparatorluğu gibi ülkeler eldeki sanayiden de yoksun kaldı. Dünyanın bir kısmı sömürgen, bir kısmı da sömürülen ülke durumuna düştü. Sömürgen ülkeler arasındaki çıkar çatışmaları. Birinci Dünya Savaşında patlama noktasına vardı. Bunu izleyen yıllar da, Büyük Dünya Depresyonu içinde, aynı çıkar çatışmalarının sürdüğü yıllar olmuş; bunu da, bir diğer patlama, ikinci Dünya Harbi izlemiştir. Çağımızda, uluslararası ekonomik ilişkilerin artırılmasında temel anlayış, âdeta, 19. yüzyılın başına geri dönmüş gibidir. Uluslararası ticaretin serbestleştirilmesi, ekonomik işbirliği ve bütünleşmelerin gerçekleşmesi için bölgesel çeşitli denemeler de gerçekleştirilme yolundadır. Uluslararası ulaştırma ve haberleşme olanaklarının günümüzde, inanılmaz boyutlara varması da, bu ilişkilerin sıklaştırılması ve artırılmasını çok kolaylaştırmaktadır.

Ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi için ne gibi örgütler kurulmuştur?

Asya, Avrupa, Amerika, Afrika kıtalarında, kapitalist ekonomiler ve sosyalist ekonomilerin kendi içlerinde ve her iki sistem arasında, azgelişmiş ülkelerin kendi içlerinde ve bunlarla diğerleri arasında ekonomik işbirliğini geliştirmek için çeşitli örgütler ve denemeler vardır. Bunların bir kısmı, az sayıda ülkeyi veya sınırlı amaçlan gerçekleştirmek anlamında, dar kapsamlı; bir kısmı, çok sayıda ülkeyi içermek veya geniş ufuklu amaçlan düşlemek anlamında, geniş kapsamlıdır. Bir kısmı süratli gelişme ve genişleme gösterdiği halde, diğerleri daha durgun nitelik göstermektedir. Dış ticareti serbestleştirmek ve ekonomik işbirliğini artırmak amacını güden, konumuzla dolaylı yolla da olsa, ilgili uluslararası örgütlerden biri Uluslararası Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Anlaşması (GATT) dır. Bu örgüt, 1947’de 23 ülke arasında, gümrük duvarlarını indirmek; miktar kısıtlamalarını kaldırmak yoluyla uluslararası mal akımlarını genişletmek amacıyla kurulmuştur. Örgüt, birçok yeni ülkenin katılmasıyla, Batı dünyasında uluslararası bir kuruluş niteliğini almıştır. Dış ticareti serbestleştirmek ve uluslararası mal akımlarını hızlandırmak amacıyla, bu geniş kapsamlı örgüt yanında, sorunu daha bölgesel çapta çözümlemeye çalışan birçok örgüt vardır. Bunlardan, biri, 1960’da, İngiltere’nin önderliğinde, yedi Batı Avrupa ülkesi (İngiltere, İsveç, Norveç, Danimarka, İsviçre, Avusturya, Portekiz) arasında kurulan Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (EFTA) dır. Fakat Batı Avrupa’da bundan daha çok ismi duyulan tartışma konusu olan ve bu kitapçığın konusunu oluşturan Ortak Pazar veya daha teknik deyimiyle, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) vardır. Bu, altı Batı Avrupa ülkesi (B. Almanya, Fransa, İtalya, Belçika, Hollanda, Luxemburg) arasında, 1958’de kurulan bir gümrük birliğidir. Fakat bu örgüt, bir gümrük birliği olarak kalmayıp, İktisadi bütünleşmek yolunda da gelişmektedir. EFTA’ya, dış politikada tarafsız (İsveç, İsviçre gibi) ülkeler de dahil olduğu halde, AET ülkeleri NATO üyesidir. Ayrıca, AET, ilerde görüleceği gibi, geniş kapsamlı ekonomik ve politik amaçlan düşleyen bir topluluk olduğu halde, EFTA, sadece mal akımlarını hızlandıracak ekonomi politikası tedbirleriyle yetinen bir serbest ticaret bölgesi olarak kalmaktadır. Batı Avrupa’da bütün bu ülkeleri (ve diğerlerini) bir araya getiren bir de Avrupa Ekonomik işbirliği Teşkilâtı (OEEC) vardır ve 1948’de kurulmakla diğerlerine öncülük etmiştir. Avrupa Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı ve bunun yan ürünleri sayabileceğimiz EFTA, ve AET’ye bağlı ülkelerin tümü, kapitalizmin tarihsel olarak yerleştiği ülkelerdir. Bunların aralarında kurdukları serbest ticaret bölgesi veya gümrük birliği gibi kuruluşlar, dolayısıyla, piyasa ekonomisinin serbest rekabet koşullarıyla işlemektedir. Avrupa kıtasında, İktisadi işbirliği örgütleri bunlardan ibaret değildir. Doğu Avrupa’daki sosyalist ülkeler (Sovyetler Birliği, Polonya, Çekoslovakya, D. Almanya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Arnavutluk) 1949’da, aralarında bir gümrük birliği veya ekonomik yardımlaşma teşkilâtı (COMECON) kurmuşlardır. Yugoslavya, bu örgüte, baştan itibaren katılmamış; Arnavutluk da 1962’de politik nedenle bu örgütten ayrılmış; bunun yerine, Moğolistan örgüte girmiştir. COMECON, merkezi planla yönetilen sosyalist ülkeler arasında kurulduğu için, bunlar arasındaki sosyalist işbölümü merkezi plana göre gerçekleştirilmekte; piyasa ekonomisi kurallarının rolü çok sınırlı kalmaktadır. Ayrıca, ithalât ihracat kamu kuruluşlarının elindedir. COMECON, bir ayağı Avrupa’da, bir ayağı da (Sovyetler Birliği ve Moğolistan yoluyla) Asya’da olan bir örgüttür. Uluslararası ekonomik işbirliğini artırmak, mal akımlarım hızlandırmak için kurulan örgütler, ihtiyar Avrupa ve Asya kıtası ülkelerine özgü değildir; sadece, ister kapitalist ister sosyalist olsun, gelişmiş sanayileşmiş ülkeler tarafından gerçekleştiriliyor da değildir. Latin Amerika, Orta Doğu ve Afrika’daki azgelişmiş ülkeler de aralarındaki İktisadi işbirliğini artırmak, mal akımını hızlandırmak için uluslararası örgütler kurmaktan geri kalmamaktadır. Altı Latin Amerika ülkesi (Arjantin, Bolivya, Şili, Meksika, Paraguay, Uruguay) arasında 1960’da kurulan serbest ticaret bölgesi (LAFTA), mal akımlarını hızlandırmak ve böylece ülkelerin sanayileşmesini süratlendirmek amacını gütmektedir. EFTA gibi, bu örgüt de, sınırlı amaçlıdır; geniş politik hedefler düşlememektedir. Şimdilik, sadece, 1973’te kendi aralarındaki dış ticaret engellerinin tümünün kaldırılmasına yönelinmiştir. Benzer bir kuruluş, Orta Amerika ülkeleri (Kostarika, Salvador, Guatemala, Honduras, Nikaragua) arasındaki gümrük birliği (CACM) dir. EFTA ve LAFTA’dan farklı olarak, bir gümrük birliği olduğu için, CACM’in işleyiş sistemi AET’ye benzer. Ne var ki, CACM üyelerinin tümü azgelişmiş, ilksel üretime dayanan fakir ülkelerdir. Azgelişmiş ülkeler arasında olmak bakımından yukardakilere benzeyen, Fakat işleyiş sistemi, amaçlan bunlardan çok farklı bir uluslararası örgüt de, üç Orta ve Yakın Doğu ülkesi (Türkiye, İran, Pakistan) arasında 1964’te kurulan Bölgesel Kalkınma Teşkilâtı (RCD) dır. Bu örgütte amaç, dış ticareti serbestleştirerek mal akımlarını hızlandırmak değil, Fakat ortak yatırım projelerinin gerçekleştirilmesidir. Örnek olarak, Türkiye’ye lokomotif yapım projesi, İran’a alüminyum projesi, Pakistan’a da jüt ve kâğıt projelerinin ayrılması, gösterilebilir. Belli başlılarını yukarda belirttiğimiz uluslararası ekonomik işbirliği örgütleri dışında, Uzak Doğu (Filipinler, Malaya, Tayland) ülkeleri, Mağrip ülkeleri (Tunus, Cezayir, Fas), Arap Birliği ülkeleri arasında tasarlanan uluslararası örgütler; ya da. Doğu Afrika ülkeleri (Kenya, Uganda, Tanganika) arasındaki gibi kurulup yürütülemeyen birçok örgüt vardır. Her çağın uluslararası ilişkiler açısından bir özelliği bulunabilir. Günümüzde de, bunun, bölgesel seviyede ekonomik ilişkileri artırıcı yönde örgütler kurmak olduğu söylenebilir. Bu örgütler içinde AET’nin özel bir yer kapsadığı kuşkusuzdur, şu anlamda ki, bir gümrük birliği olmakla da kalmamış, bir ekonomik bütünleşme sürecine girmiştir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.