Site Rengi

DOLAR 5,6914
EURO 6,2874
ALTIN 275,2
BIST 100.471
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sağanak Yağışlı

Çağımızda ekonomik işbirliğinin artma nedenleri nelerdir?

06.05.2019
84
A+
A-

Ekonomik işbirliği, GATT’ta olduğu gibi uluslararası işbirliği ilişkilerinin çok gevşek olduğu bir halden, EFTA’da olduğu gibi biraz daha sıkı ilişkileri gerektiren türe, nihayet AET’de olduğu gibi tam ekonomik bütünleşmeye gidilen türe kadar değişmektedir. Bunların hepsine ortak bir neden bulmak gerekirse, bunun dış ticaret kontrollerinin gevşetilmesi yoluyla, dış ticaret hacmini artırmak olduğu söylenebilir. Çağımızda kapitalizmin üretim kapasitesi çok yükselmiş, bu ülkeler kendi ulusal sınırlan içinde «tüketim toplumları» düzeyine gelerek, bu kapasitenin kısmen kullanımını sağlayabilmiştir. Ancak, bu da üretim kapasitesinin kullanımı için yeterli olmamıştır. Üretim kapasitesi en yüksek düzeyde olan ABD, dış pazarı genişletmek yanında, bölgesel savaşlar ve uzay araştırmalarıyla buna ek çözüm yolları bulmuştur. Batı Avrupa ülkeleri, bu iki tür harcama yerine, çözümü daha çok pazar genişlemesinde bulmak yolunu tutmuştur. İç pazarın genişlemesi, üretim kapasitesinin kullanım derecesini artırarak maliyeti düşürmekte, dış pazarda rekabet olanağını da yükseltmektedir. Çağımızda, teknolojik değişmeler, üretim birimleri ve firma ölçeği çok büyüdüğü hallerde maliyetin düşmesi sonucunu yaratmıştır. AET gibi ekonomik bütünleşmeye varan işbirliği örgütlerinde, firma ölçeğini büyütmek olanağını verecek teknolojik değişmeleri uygulamak, küçük firmalar arası birleşmelere giderek firmaları devleştirmekte, maliyeti düşürüp, üye ülkelerin, dünya pazarlarında, rekabet gücünü yükseltmektedir. Teknolojik değişme, maliyet ve pazar sorunları, bu tür örgütlerin temelini oluşturur. Dikkat edilirse, gerek EFTA gibi serbest ticaret bölgelerinin, gerek AET gibi gümrük birliklerinin, üçüncü ülkelere karşı koruma politikası devam etmektedir. Birincilerde, her ülkenin kendi gümrük tarifesini muhafaza etmesine karşılık, İkincilerin ortak gümrük tarifesi uygulamaları bu sonucu değiştirmez. Her iki halde de, dış dünyaya karşı koruma politikası sürdürülmeğe devam edilmektedir. Bu olgu, dış dünyayla kendileri arasındaki rekabeti sınırlayıp, dünya pazarlarında rekabeti sürdürmek amacı güdüldüğünü gösterir. Amaç, dünya pazarlarında rekabet olunca, birlikte hareket etmek, kendi aralarında rekabet etmeğe yeğdir, örnek olarak, B. Almanya ile Fransa, Japon pazarında rekabet edecek yerde, üretim güçlerini birleştirip, maliyeti düşürdükleri gibi, birleşik hareket ettikleri için daha da yüksek pazarlık gücüne kavuşmaktadırlar. Azgelişmiş bir ülkeden gerekli hammaddeyi, daha ucuza alabilmektedirler. Kısacası, sanayileşmiş kapitalist toplumlar arası yakın ekonomik işbirliği, teknolojik değişme, maliyet indirimi, dünya pazarlarını tutma, pazarlık gücünü yükseltme amacına dönüktür. COMECON, yani sosyalist toplumlar arası ekonomik işbirliği ve yardımlaşma örgütü, merkezi plan çerçevesinde sosyalist işbölümünü gerçekleştirmektedir. Konumuz AET ve Türkiye olduğu için, amacı ve işleyişi çok farklı olan, bu sosyalist işbölümü örgütü üzerinde durmayacağız. Azgelişmiş ülkeler arasındaki serbest ticaret bölgeleri veya gümrük birliklerinde (LAFTA veya CACM gibi), tabii, üretim güçleri düzeyinin bugünkü gelişme aşamasında, dünya pazarlarını sınai mamullerde tutmak gibi bir amaç söz konusu olamaz. Ancak, bunlar da ihraç ettikleri belli başlı hammaddelerin dünya pazarlarında fiyatlarını, kendi aralarında rekabetle düşürmek yerine, tekelci veya yarı tekelci bir uygulamayla yükseltebilirler. Sınai mamulleri için de, firmalarına birbirlerinin pazarlarını açarak, maliyeti düşürüp, satışı artırıp, kârları yükseltmek olanağını bulabilirler. Amaç, bunlarda da, maliyet, pazar ve kâr zinciri içinde özetlenebilir. Bölgesel Kalkınma Teşkilâtı (RCD) nda, gümrük birliği veya serbest ticaret bölgesi söz konusu olmadığına göre, amaç, her bir ülke bir yatırım projesini tek başına gerçekleştirseydi oluşacak üretim maliyetine nazaran üretim maliyetini düşürmek; her ülkenin, doğal kaynaklan ve üretim kapasitesi ve teknolojik bilgi birikimine en uygun alanlarda ihtisaslaşması yoluyla, üretim faaliyetini daha kârlı hale getirmektir. Kısacası, çeşitli aşamalarda gelişen ekonomik işbirliği türleri, çağımızda ekonomik gelişme yarışının gerekleri sonucu doğmuş; teknoloji, pazar sorunları, üretim güçlerini birleştirmek gereğini doğurmuştur. Ancak, sermaye ihraç eden sanayileşmiş kapitalist toplumlar için, sorun sadece mal hareketleriyle de ilgili değildir. Bu ülkeler, dış ticaret fazlaları dolayısıyla, sermaye ihraç etmek de durumundadır. Dünya piyasalarında yatırımlarına pazar açmak, yine, güç birliğini gerektirmektedir.

Çağımızda, kapitalizmin sloganı, “Birlik güç yaratır” olmuştur.

Birçok kapitalist ülke niçin dünya pazarında rekabet yerine birleşme yolunu seçmektedir?

Bunun başlıca iki nedeni vardır: biri, dünyada, güçlü bir sosyalist blok ve Kıta Çin’i gibi ülkelerin doğmasıdır. Bu olgu, çağımızda kapitalist ülkeleri, askeri ittifaklar yanında ekonomik güç birliğine de itmiştir. Daha önce, kendi aralarında rekabet ederek dünya pazarlarını tutmak için savaşmaya varan çatışmalara düşmüşlerdi. Oysa İkinci Dünya Harbi sonrası dönem, askeri bloklar içinde, askeri güçlerin birleştirilmesi sonucunu vermişti. Askeri ittifak ve ekonomik savaş bir arada sürdürülemezdi. İkinci bir neden, sömürge veya yarı sömürge durumundaki ülkelerin, İkinci Dünya Harbinden sonra siyasi bağımsızlığa kavuşmaları ve sanayileşmek için çabalara girişmeleri olgusudur. Bu olgu, kapitalist dünya için çeşitli sorunlar yaratmıştır. Günümüzde, bu sorunların çözülmesi için savaş ve istilâ olanakları çok azalmıştır. Bu ülkelerin de sanayileşmeye başlamaları, kapitalist ülkelerin nispeten emek yoğun dokuma, trikotaj gibi üretim dalları için rekabet güçlüğü doğurmuş; azgelişmiş ülkelerin kendi doğal kaynaklarına dayanan alanlarda sanayileşmeleri ve bu alanları kontrole başlamaları olanağı, bu ülkelerin üretim ve ihracat alanlarını kontrole almayı gerektirmiştir. Nihayet, kapitalist dünyanın büyük tarım ürünü fazlaları karşısında, kendi tarım üreticilerini de korumak gerekmiştir. Bunun sonucu, azgelişmişlerin (bazı hammaddeler dışında) tarım ürünlerine ve emek yoğun sanayiine karşı koruma tedbirleri yoluyla, kendi iç piyasasında rekabeti bertaraf etmek; buna karşı, azgelişmişlerde yatırımlar yoluyla bunların üretim ve ihracatını kontrol etmek, yine işbirliğini gerektirmiştir. Buna karşı, ABD’nin EFTA veya AET gibi yakın ekonomik işbirliği örgütlerinin dışında kaldığı, aynı koruma duvarının ABD’ye de uygulandığı düşünülebilir. Ancak, Batı Avrupa’da yerleşen ABD sermayesi, bu işi halletmiş; bu ülkelerin, daha sonra görüleceği gibi, yerli firmaları ABD ile rekabet yerine birleşme yoluna gitmiştir. Ortak çıkarlar ve işbirliğinin her türünden beklenen yararlar, çağımız kapitalizmi içinde bir dayanışmayı gerçekleştirmiştir. Ulaştırma haberleşme olanaklarındaki «masalvari» gelişmeler; bu ülkelerin, tarihsel kökenli kültür yakınlıkları da, bu dayanışmayı kolaylaştıran yan etkenler olmuştur.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.