Site Rengi

DOLAR 5,7000
EURO 6,3196
ALTIN 269,9
BIST 106.785
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 22°C
Parçalı Bulutlu

1920 hareketinin toplumsal tabanı hangi güçlerden oluşmaktaydı?

08.05.2019
84
A+
A-

Hareketin toplumsal tabanını oluşturan güçleri saptayabilmek için, önce 1920’ler Türkiye’sinin hangi sınıf ve tabakalardan oluştuğunu, sonra da çeşitli sosyal grupların hareket içindeki davranışlarının ne olduğunu açıklığa çıkarmak gerekir. Elde bulunan kaynaklara bakarak, Milli Mücadele dönemindeki Türk toplumunda, sosyal tabakalaşma aşağıdaki sınıf ve tabakalardan oluşmaktaydı: 1. Büyük toprak sahipleri, 2. Ticaret ve sanayiciler, 3. Şeyhler ve din adamları, 4. Sivil asker aydın kesim, 5. Halk (topraksız ve az topraklı köylülerle, kasaba ve şehirlerde oturan işçiler, zanaatkarlar ve küçük esnaf.) Gerek halktan ve gerekse devletten yağmaladıkları topraklarla, ülke topraklarının önemli bir bölümünü ele geçiren ağa ve eşraf takımı, 1920’ler Türkiye’sinde güçlü yapısıyla, toplumun egemen sınıfı görüntüsündedir. Ağalar ve eşraf, hareketin başında büyük bir kararsızlık içinde idi. Önceleri, pek çoğu harekete karşı çıkmış ve düşmanla anlaşma yolunu tutmuştu. Daha sonra ve özellikle Batı Anadolu’da, egemen güçler, mal ve cana ilişkin güvenlikleri tehlikeye girince harekete katılmışlar ve hatta bizzat örgütlenmede öncülük etmişlerdir. Söylenebilir ki, ağa ve eşrafı Milli Mücadeleye iten en önemli neden, mallarını koruma dürtüsüdür: Eğer eşraftan biri Kuvayi Milliyeci ise, diğeri İstanbul hükümeti tarafındadır. Bazısı malını, mülkünü muhafaza edebilmek için düşmanla hoş geçinme yolunu tutmuş, bir kısmı da yine aynı maksatla dövüşenler safında yer almıştı…» «… Ağaların ve eşrafın sosyal yapıdaki yerini iyi bilen Mustafa Kemal Paşa, Erzurum Kongresinden sonra, bölgenin bu nüfuzlu insanlarına özel mektuplar yazarak kendilerini, bulundukları yerde milli teşkilatın kurulmasında ve zararlı telkinlerin önlenmesinde yardıma çağırmıştır.» (Selek). Tüccar ve sanayicilere gelince, esasen ülke ekonomisinde önemli sayılabilecek bir sanayi kuruluşu olmayınca ve mevcutların da gayri milli bir nitelik taşımasıyla, Milli Mücadelede böyle bir sınıfın önemli bir etkinliğe sahip olamayacağı kendiliğinden bellidir. Anadolu’da ticaretle uğraşanların büyük bir bölümü de ağa ve eşrafın kendisiydi. Batı Anadolu’da büyük şehirlerde oturan ve ticaretle uğraşanların büyük bir bölümünün hareketi geniş ölçüde desteklediği söylenebilir. Ancak, özellikle İstanbul ve İzmir’de oturan ve gayri milli bir nitelik taşıyan büyük tüccarların harekete karşı olduklarını ve bu yönde çalıştıklarını ekleyelim. Din adamlarının Milli Mücadeleye ilişkin tutum ve davranışları da belli bir kararlılık göstermemiştir. İstanbul hükümetine ve padişaha karşı çıkmanın, dine ve tanrı buyruğuna karşı çıkmak olduğu yönünde fetva verenlere rastlandığı gibi, «gavurların işgal ettiği memleketler halkı için kavgaya girişmek farzı ayındır. Ben fetva veriyorum.» diyenlere de rastlamak mümkündür. Din adamlarının halk üzerindeki etkisini iyi bilen M. Kemal ve arkadaşları, Milli Mücadeleyi dini esaslara bağlamaya dikkat etmişler ve böylece din adamlarını kendi yanlarına çekmeğe çalışmışlardır. Amaç, yalnız vatanı ve ulusun egemenliğini kurtarmak değil, aynı zamanda hilafet ve saltanatın da kurtarılması olduğu defalarca söylenilmiştir. Mücadelenin bir yönü böylece gizlenmeğe çalışılmış ve din adamlarının desteği sağlanarak. Milli Mücadele lehine fetvalar çıkarılabilmiştir. Aydın kesim, Milli Mücadelenin başlarında, iki düşman cepheye bölünmüştü: bir yanda ittihatçılar, diğer yanda da itilafçılar. Aydın kesimden harekete en büyük katkı, genellikle ittihatçılardan gelmiştir, ister sivil olsun, ister asker ya da ordudan kovulmuş olsun ittihatçıların, özellikle kurtuluş savaşının giderek örgütlenmesinde ve gerekse hareketin devamı süresince katkıları küçümsenemez. Yüzyıllar boyu vatan ve din diye canını, vergi diye malını veren halk, Milli Mücadelenin içinde bitkin bir durumdaydı. Eldeki kaynaklara ve bizzat Milli Mücadele liderlerinin söylediklerine bakarak, halkın bu dövüşe büyük ölçüde katılmadığı ve hatta katılanların da bir fırsatını bulunca kaçtıklarını söyleyebiliriz. Bu durumu Mustafa Kemal Paşa Nutuk’ta açıkça anlatır: «Şayanı dikkattir ki, İzmir’in ve bunu takiben Manisa’nın ve Aydın’ın işgali ve icra olunan tecavüz ve mezalim hakkında henüz millet tenevvür etmemiş ve mevcudiyeti milliyeye vurulan bu feci darbeye karşı alenen bir guna teessür ve şikayet izhar olunmamıştı. «Milletin bu haksız darbe karşısında sakit ve hareketsiz kalması elbette milletin lehinde tefsir olunamazdı.»

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.